"YAŞAYARAK DEĞİL ÖNGÖREREK HAREKET EDELİM"

TAKİP ET

DESİAD Yönetim Kurulu Başkanı İ.Okan KONYALIOĞLU, Korona salgınıyla birlikte ortaya çıkan üretim ve ekonomik gelişmelerin; gelecekte kendini yenileyen, yeniliklere ayak uydurabilen şirketlerin ayakta durmasına imkan sağlayacağını belirtti.

Dijitalleşmeye ayak uydurabilen, e-ticaret ve e-ihracata ayak uydurabilen şirketlerin, bundan sonra yaşamlarını idame ettirebileceklerine değinen DESİAD Yönetim Kurulu Başkanı İ.Okan KONYALIOĞLU “dijital dönüşüm kaçınılmazdır” dedi.

İş adamlarımızın kendilerini değişen dünyaya hazırlamalarının tek kurtuluş reçetesi olduğunu ifade eden Başkan Konyalıoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:

NORMALE DÖNÜŞ: 2021

“Aralık 2019’da Çin’den başlayarak tüm dünyaya yayılan, bugün itibarıyla 210 ülke ve bölgeyi etkisi altına alan koronavirüsle mücadelemizde en olumlu senaryoda bile virüsün yayılma hızının plato dönemine girmesi Haziran ayını, yaraların sarılması ve daralan ekonominin normale dönüşü 2021 yılı başını bulacaktır. 

Değişkenlik, belirsizlik, karmaşıklık ve muğlaklığın hat safhada olduğu bu kriz döneminde yeni normaller oluşuyor, hayatımız değişiyor. Ancak, birçok şeyin değiştiği bu dönemden sonra da liderlik, tahsilat, nakit akışı yönetimi, katma değer yaratma, verimlilik, etkinlik, geleceğin tasarlanması iş insanlarının gündeminde kalmaya devam edecek.

DEĞİŞİME AYAK UYDURMALIYIZ

İşte bu yüzden, krizi fırsata çevirebilen yarınların başarılı şirketleri geleceği tasarlama fikrini taşıyan, yol haritalarını sürekli yenileyen, değişimin gereği dönüşümü şimdiden başlatabilen şirketler olacaktır.
İyimser taraftan baktığımızda, hayatını belirsiz ortamda iş yaparak geçiren ve kaos ortamında iş yapabilme kasları kuvvetli Türk sanayicisi ve üreticisinin bu değişime ayak uydurma ve krizi fırsata dönüştürme şansının daha yüksek olduğu söylenebilir.

Ancak, bu kaslarımızı kuvvetlendiren bazı alışkanlıklarımız aynı zamanda en hassas yanımız. Artık, şirketlerimizde güncelin içinde boğulan değil 360 derece ve derinlemesine düşünebilen, ağacı değil ormanı görebilen, teknoloji ve dijital dünyayı kucaklayan, bildiğini sanan değilöğrenen, öğrenen organizasyona inanan, öğrendiğini günceline yansıtan, eski köye yeni adet getiren, merkezine emtia üretmeyi değil değer yaratmayı koyan, direnci yüksek lider ve ekiplere ihtiyacımız var. Çünkü dünkü bilgi ve deneyimlerimizle yarınlarımızı doğru şekillendirebilmemiz artık mümkün değil.

YETİŞMİŞ EKİP, KRİZİ FIRSATA ÇEVİRİR

Özellikle bu tür zamanlarda sürekli başkalarından fayda bekleyen patron şirketlerindeki edilgen yapılarımız, krizle mücadelede yetersiz kalmaktadır. Bu sıra dışı krizi sıradan, bildiğimiz yöntemlerle fırsata çevirebilmek mümkün olmayacaktır. Bu noktada doğru liderlerin önderliğinde tüm ekibin aktif olması ve proaktif çözümleri araştırması gerekmektedir. Kuvvetli kaslarımız ancak bu nitelikteki liderler ve ekipler sayesinde krizi fırsata dönüştürmemize imkân verecektir.

Fason hizmet vererek birkaç büyük müşteri ile yıllık üretim kapasitelerini dolduran ve düne kadar mutlu olan devasa şirketlerimiz bu krizde sipariş azaltan, iptal eden ve öteleyen müşterilerinden dolayı üretimlerini durdurma noktasına gelmiştir. Hazır giyimde sadece Mart ayında bile ürünlerin yüzde 30’u yüklenememiş, 400 milyon dolara varan bir gelir elde edilememiştir. Bu kriz hepimize müşteri segmentasyonu, nihai müşteriye ulaşma, markalaşmayla birlikte satış ve gelir yaratma kaslarımızı da geliştirmek zorunda olduğumuzu öğretmiştir.

E-İHRACAT FIRSATTIR

Birçok şirketin 2020 bütçelerinde hedef revizyonuna gideceği bu dönemde yaşadıklarımız karşısında Peter Drucker’ın “Problemlerden çok fırsatlara odaklanın” ilkesini Türk sanayicisinin dikkate alma zamanı gelmiştir.
E-ticaret ve özellikle sınır ötesi e-ticaret (e-ihracat) Türk üreticileri için yeni bir fırsat kapısıdır. Olabildiğince çok sayıdaki üretici firmamız ile kendi ürettiğimiz ürünlerimizi dijital kanallarda (mümkünse kendi markaları ile kendi web sitelerinde, yurt içi ve dışı dijital Pazar yerlerinde),araya hiçbir aracı sokmadan final müşteriye satabilecek dijital dönüşüm kaçınılmazdır.

Türkiye’de perakendede e-ticaretle yapılan işin, sektörün toplam cirosunun %4-5’i civarında olduğu dillendirilmektedir. Bu oran (gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde%12-15 aralığındadır. Bu oranlarCovid-19 etkisiyle tüm dünyada hızla artmaktadır.

E-TİCARET İLE TANIŞMALIYIZ

Şubat ayından bugüne sadece Alibaba’da bile günde 30 bine yakın e-mağaza açılmıştır. Türkiye ve dünya pazarları arasında farkın büyük olması, fırsatın da büyüklüğünü göstermektedir. Üretime dayalı tesislerimizi ve iş modellerimizi e-ticaretle tanıştırıp, sadece emtia üretir olmaktan çıkararak daha fazla değer üretir hale getirir isek, bu savaştan başarı ile çıkacağımız aşikârdır.

Bu dönemde özellikle gıda, bilişim teknolojileri, kimya, e-ticaret, lojistik, perakende, sağlık ve ihracata dayalı sektörlerdeki şirketler için yeni fırsatlar oluşmuştur. Bu sektörlerin yanında online eğitim, uzaktan tıp hizmetleri ve medikal endüstri, internet fuarcılığı gibi birçok yeni iş fırsatları da ortaya çıkmıştır.

Dünyanın en büyük fuarlarından 127. Kanton Fuarı’nın (Çin İthalat ve İhracat Fuarı) bu yıl ilk kez internet üzerinden düzenlenecek olması Covid-19 sonrasında fuarcılık anlayışının da dijitale kayacağının çok kuvvetli bir işaretidir. Bir süre sonra hantal fuar hazırlıkları ve ziyaretleri de tarihe karışacak, bu kanalda da e-pazarlama yeni bir boyut kazanacaktır.

Şirketlerimizin yarınlarını öngörerek değil, yaşayarak şekillendirmeye çalıştığımızda geleceğin maliyeti katlanamayacağımız boyutlarda olacaktır. Hayatta kalmak ve sağlıklı büyümek için kuvvetli kasımız olan üretim becerimizi asimetrik etki yaratacak şekilde dijital dönüşüm ve e-ticaretle buluşturma vaktimiz gelmiştir. Başarının sırrı stratejik düşünebilmektedir. Sun Tzu’nun MÖ 5.yy’da söylediği gibi “Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik, yenilgi öncesi yapılan gürültüdür.”
Saygılarımla,
Haber merkezi
 
 

desİad yönetim kurulu başkanı İ.okan konyalioĞlu #denizlimuhabir #denizli muhabir #denizli haberleri #desiad