<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Denizli Haber Son Dakika | Denizli Muhabir - SAĞLIK</title>
        <description>Denizli&#039;den güncel haber bulabileceğiniz internet gazetesi Denizli Muhabir. Son dakika Denizli haberleri için bizi takip edin.</description>
        <link>https://www.denizlimuhabir.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:39:29 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>ZAYIFLAMA İĞNELERİ KİLO VERDİRİYOR, AÇLIĞI DURDURAMIYOR</title>
                                    <description>Son yıllarda hızla yaygınlaşan zayıflama enjeksiyonları, fazla kilolarıyla mücadele eden milyonlarca kişi için yeni bir umut kapısı oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">DENİZLİ HABER</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan: “Zayıflama iğneleri iştahı kesiyor ama tek başına duygusal yemeyi tedavi etmiyor. Dünya genelinde milyonlarca kişinin kullandığı zayıflama iğneleri kilo vermeyi kolaylaştırıyor ancak sorun sadece açlık değilse, çözüm de sadece iştahı azaltmak olmayabiliyor.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son yıllarda hızla yaygınlaşan zayıflama enjeksiyonları, fazla kilolarıyla mücadele eden milyonlarca kişi için yeni bir umut kapısı oldu. Açlık hissini azaltan ve kişinin daha uzun süre tok kalmasını sağlayan bu ilaçlar, kısa sürede önemli kilo kayıpları sağlayabiliyor. Ancak tartıdaki rakamların değişmesi, her zaman yeme davranışının temelindeki sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="ZAYIFLAMA İĞNELERİ KİLO VERDİRİYOR, AÇLIĞI DURDURAMIYOR" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/klinik-psikolog-aleyna-damla-ozcan-6a549e74f3162.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Moodist Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, kilo verme sürecinin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik bir yolculuk olduğuna dikkat çekerek, zayıflama iğnelerinin fiziksel açlığı azaltabildiğini ancak duygusal açlığı ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Zayıflama enjeksiyonları, beynin iştah ve ödül mekanizmaları üzerinde etkili olarak açlık hissini azaltıyor, kişinin yiyecekle ilgili düşüncelerini hafifletiyor ve kilo kaybını destekliyor. Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan'a göre yeme davranışı yalnızca midenin değil, duyguların da yönettiği karmaşık bir süreç. Özcan, “Birçok kişi yemek yemeyi sadece fiziksel açlığı gidermek için kullanmıyor. Stres, yalnızlık, can sıkıntısı, kaygı, mutsuzluk ya da ödüllendirilme ihtiyacı da yemek yeme davranışını tetikleyebiliyor. Bu nedenle açlık hissi azalsa bile kişi kendini mutfakta ya da buzdolabının önünde bulabiliyor” diyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ZAYIFLAMA İĞNESİ BAZI PSİKOLOJİK SORUNLARI GÖRÜNÜR HALE GETİREBİLİR</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birçok insan için yemek, sadece beslenme aracı değil aynı zamanda duygusal bir baş etme yöntemi olarak işlev görüyor. Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, "Bazı kişiler stresli olduklarında yemek yer, bazıları yalnızlık hissini bastırmak için atıştırır, bazıları ise kendini ödüllendirmek amacıyla yiyeceğe yönelir. Zayıflama enjeksiyonları bu davranışların önüne biyolojik olarak bir engel koyduğunda, daha önce yeme davranışıyla örtülen bazı psikolojik ihtiyaçlar ve duygusal zorluklar görünür hale gelebilir" ifadelerini kullanıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu nedenle kilo verme sürecinde yalnızca fiziksel değişimlere değil, kişinin duygusal dünyasına da odaklanılması gerektiği vurgulanıyor. Özcan, kilo vermekte zorlanan bazı kişilerin aslında açlıkla değil, duygusal ihtiyaçlarla mücadele ettiğini belirtiyor. Özcan'a göre fiziksel açlık ile duygusal açlığı birbirinden ayırabilmek, sağlıklı kilo yönetiminin en kritik aşamalarından biri."İlaçlar açlık hissini azaltabilir, ancak kişinin stresle nasıl başa çıktığını, kendini nasıl yatıştırdığını ya da duygusal ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını değiştirmez. Kalıcı değişim için kişinin yemek yeme davranışının hangi duygusal ihtiyaca hizmet ettiğini fark etmesi gerekir."</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan, zayıflama enjeksiyonlarının önemli bir destek aracı olduğunu ancak tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Sürdürülebilir kilo kaybı için kişinin yeme alışkanlıklarını gözden geçirmesi, duygusal tetikleyicilerini tanıması ve stresle baş etmenin alternatif yollarını geliştirmesi gerekiyor. Aksi halde kilo kaybı sağlansa bile eski davranış kalıplarının geri dönmesi mümkün olabiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ZAYIFLAMA İĞNESİ KULLANANLARIN BİLMESİ GEREKEN 5 PSİKOLOJİK GERÇEK</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Açlık azalabilir, duygusal yeme devam edebilir</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İştahın azalması her yeme isteğinin ortadan kalkacağı anlamına gelmez.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Görünmeyen yeme alışkanlıkları ortaya çıkabilir</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlaçlar fiziksel açlığı baskıladığında, duygusal yeme davranışları daha net fark edilebilir.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yemekle örtülen psikolojik ihtiyaçlar görünür hale gelebilir</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeme davranışının altında yatan stres, yalnızlık veya kaygı daha belirgin hissedilebilir.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kalıcı değişim için psikolojik destek önemlidir</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sadece kilo vermek değil, o kiloyu koruyabilmek de davranış değişikliği gerektirir.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her yeme isteği gerçek açlık değildir</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazen beden değil, duygular beslenmek ister.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">KİLO VERMEK SADECE BEDENİN DEĞİL, ZİHNİN DE YOLCULUĞUDUR</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Moodist Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, kilo verme sürecinin yalnızca kalori hesabından ibaret olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulunuyor:</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Zayıflama enjeksiyonları açlık hissini azaltmada ve kilo kaybını desteklemede etkili olabilir. Ancak yeme davranışı sadece biyolojik ihtiyaçlarla açıklanamaz. Duygularımız, alışkanlıklarımız ve yaşamla baş etme biçimlerimiz de yeme davranışını şekillendirir. Bu nedenle kalıcı ve sürdürülebilir sonuçlar için beden kadar zihnin ve duyguların da bu sürece dahil edilmesi gerekir.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fotoğrafları indirmek için lütfen üzerlerine tıkla</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/zayiflama-igneleri-kilo-verdiriyor-acligi-durduramiyor_6a549e7aa870c.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/zayiflama-igneleri-kilo-verdiriyor-acligi-durduramiyor/68816</link>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:11:19 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bel ve Boyun Fıtığının Ameliyatsız Tedavisi Mümkün</title>
                                    <description>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, bel ve boyun fıtıklarında kullanılan algolojik işlemlerin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">DENİZLİ HABER</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ameliyatsız tedavi imkanı sunan algolojik işlemlerin ilaç ve fizik tedaviye yanıt vermeyen hastalarda kullanıldığını belirten Bozyiğit, tedavinin bu alanda deneyimli hekimler tarafından yapılması gerektiğine dikkat çekti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, “Özellikle bel ve boyun ağrıları hastanın yaşam kalitesini bozuyor. Hastalar günlük işlerini yaparken zorlanıyor. İlaç tedavisi ve fizik tedavisine rağmen eğer ağrı geçmiyorsa ve röntgenlere bakıldığında da bir ameliyat gerekmiyorsa, girişimsel algoloji (ağrı tedavisi) başarılı sonuçlar veriyor. Minimal invaziv yani ameliyatsız bir yöntem olan bu tedaviyle sinir kökü blokajı dediğimiz bir işlem var. Halk arasında nokta atış tedavisi diye bilinir. Sinir kökünü tespit ederek ilgili bölgeye girip sinir köküne blokaj enjeksiyon yapıyoruz ve sinirlerin etrafındaki ödemi yok ediyoruz. Böylece sinirin etrafındaki basınç ve ağrı da azalmış oluyor. Bu operasyonun bu konuda deneyim sahibi doktorlar tarafından yapılması sonradan sorunların oluşmaması için de çok önemlidir” diye konuştu.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Bel ve Boyun Fıtığının Ameliyatsız Tedavisi Mümkün" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/doc-dr-bulent-bozyigit-6a549c59b1ca8.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Doç. Dr. Bülent Bozyiğit</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DOĞRU HASTALARDA BAŞARILI SONUÇ VERİYOR</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir diğer algolojik işlem olan nükleoplastinin doğru hastalarda uygulanırsa başarılı tedavi imkanı sunduğunu dile getiren Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, sözlerine şöyle devam etti: “Nükleoplastiyi ameliyat gerekmeyen ve güç kaybı bulunmayan hastalara uyguluyoruz. Bu yöntemde, ameliyat ortamında lokal anesteziyle önceden belirlediğimiz özel bir noktadan fıtığın içerisine giriyoruz. İçeriye bir iğne vasıtasıyla elektrot gönderiyoruz. Diskin ortasındaki bizim nükleus dediğimiz bir çekirdek yapısı bulunuyor. Bu aslında jel şeklinde bir yapıdır. Bu bölgede yarım ile 1 santimetreküplük bir alanda buharlaştırma yapılıyor. Böylece diskin yani fıtığın arka tarafta sinire temasını bir miktar azaltıyoruz. Sinire olan basınç azaldığı için de doğal olarak hastanın ağrıları azalıyor. Uygun hastayı seçtiğimiz zaman tedavi başarısı yüzde 90'lara varıyor”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DOĞRU TEDAVİ İÇİN MUAYENE ÇOK ÖNEMLİ</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğru tanı ve tedavi için muayenenin çok önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Bülent Bozyiğit, şunları söyledi: “Biz muayene esnasında hangi hastaya cerrahi uygulayacağız, hangi hastaya nükleoplasti yapacağız, fizik tedaviye yönlendireceğiz veya ilaç vereceğiz bunu tespit ediyoruz. Hastayı muayene ettiğimizde bazen multipl skleroz (MS) veya ALS gibi farklı hastalıkları da tespit edebiliyoruz. Veya biraz daha ileri tetikler yaptığımızda tümör bulduğumuz hastalar var. O yüzden muayene çok önemli. Artık günümüz şartlarında modern teknolojilerle gerçekten farklı alternatifleri de uygulamak daha kolay. Kendi kliniğimizde algolojik işlemler dediğimiz nükleoplasti, radyofrekans, nokta atışı tedavilerini rahatlıkla uyguluyoruz”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">AMELİYAT EN SON ÇARE</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Eğer hala algolojik işlemler yeterli gelmiyorsa radyolojik olarak da fıtık buna imkan veriyorsa bu sefer de endoskopik bel fıtığı ameliyatları yapıyoruz” diyen Doç. Dr. Bozyiğit, “Bel fıtığı omurlardaki disklerin arasındaki yapıların baskı ve yırtılmasıyla meydana gelir. Ailesel yatkınlık, travma, bir anda yapılan ters hareket, ağır işler gerektiren meslekler nedeniyle görülme riski artmaktadır. Bel ağrısı, bacak ağrısı, uyuşma, his ve güç kaybı gibi belirtilerle kendini gösterir. Erken tanı ve tedavi bu hastalıkta da çok önemlidir. Kapalı bel fıtığı ameliyatında özel cihazlarla küçük bir kesiden vücuda en az zararı vererek fıtıklaşmış dokuya ulaşarak cerrahi işlemi gerçekleştiriyoruz. Eğer bu tarz belirtiler yaşıyorsanız vakit kaybetmeden uzman hekime görünmeniz gerekmektedir. Çünkü bel fıtığında yaşanan gecikmeler geri dönülmez sonuçlara yol açabilir” ifadesini kullandı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/bel-ve-boyun-fitiginin-ameliyatsiz-tedavisi-mumkun_6a549c4e7bce2.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/bel-ve-boyun-fitiginin-ameliyatsiz-tedavisi-mumkun/68814</link>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:03:28 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Tıp Dünyası Denizli&#039;de Buluştu</title>
                                    <description>Obezite tedavisinde yeni bir dönem başlıyor. Pamukkale Üniversitesi, tıp dünyasını Denizli&#039;de buluşturarak kritik adımlar attı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">DENİZLİ HABER</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri bünyesinde faaliyet gösteren Obezite ve Obezite Cerrahisi Uygulama ve Araştırma Merkezi öncülüğünde önemli bir bilimsel etkinlik gerçekleştirildi. Sağlık dünyasının yoğun ilgi gösterdiği “Obeziteye Multidisipliner Yaklaşım Sempozyumu”, PAÜ Tıp Fakültesi ev sahipliğinde yapıldı. Sempozyuma üniversite yönetiminin yanı sıra Denizli İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Berna Öztürk ve çok sayıda farklı üniversiteden uzman akademisyen katılım sağladı.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Tıp Dünyası Denizli'de Buluştu" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/pau-sempozyum-6a50b6018fb35.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">PAÜ Obezite ve Obezite Cerrahisi</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Obezite Sadece Bireysel Bir Sorun Değil</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sempozyumun açılışında konuşan PAÜ Tıp Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Türkçüer, obezitenin modern dünyadaki yerine dikkat çekti. Prof. Dr. Türkçüer, bu problemin artık yalnızca bireysel bir kilo sorunu olarak görülemeyeceğini, çok boyutlu ve kronik bir hastalık olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Hastalıkla mücadele sürecinde farklı tıp disiplinlerinin ortak çalışmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Tıp Dünyası Denizli'de Buluştu" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/pau-sempozyum-6a50b60bca81f.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">PAÜ Obezite ve Obezite Cerrahisi</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çok Yönlü Tedavi Yöntemleri Masaya Yatırıldı</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilimsel oturumlarda obezitenin güncel epidemiyolojisi, metabolik ve hormonal mekanizmaları, beslenme tedavileri ve psikolojik destek süreçleri gibi birçok kritik başlık incelendi. Obezite ve Obezite Cerrahisi Uygulama ve Araştırma Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Onur Birsen ise cerrahi müdahale süreçlerini içeren bariatrik cerrahi endikasyonları ve doğru hasta seçimi üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Obezite Kader Değil Tedavi Edilebilir Bir Hastalık</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Etkinliğin ortak mesajı, obezitenin kader olmadığı ve doğru yöntemlerle tedavi edilebileceği yönündeydi. Sorunun çözümünde genel cerrahi, endokrinoloji, psikoloji, diyetetik ve uyku tıbbı gibi alanların bir arada çalışması gerektiği aktarıldı. Katılımcılar güncel bilimsel gelişmeleri yakından takip etme ve disiplinler arası görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakaladı. Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle son buldu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/tip-dunyasi-denizlide-bulustu_6a50b5c65911c.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK,DENİZLİ GÜNCEL</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/tip-dunyasi-denizlide-bulustu/68780</link>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:00:41 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kavurucu Sıcaklara Karşı Hayati Önlemler</title>
                                    <description>Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk yüksek sıcaklıklara karşı uyardı. Risk gruplarını sıralayan Öztürk kritik korunma yöntemlerini açıkladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;">DENİZLİ HABER</span></p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkması insan sağlığını tehdit ediyor. </span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Kavurucu Sıcaklara Karşı Hayati Önlemler" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/denizli-il-saglik-muduru-uz-dr-berna-ozturk-6a50a72080624.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk</figcaption>
</figure>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">, yaşlılar, çocuklar ve kronik hastaların yüksek risk grubunda olduğunu belirterek vatandaşları uyardı. Günün en sıcak saatlerinde tedbirli olunması gerektiğini vurgulayan Öztürk, hayati korunma yollarını anlattı.</span></p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"> </p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sıcak Çarpması Ölümcül Olabilir</strong></span></p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aşırı sıcak ve nem artışının vücut ısısını dengede tutmayı zorlaştırdığını belirten Uz. Dr. Berna Öztürk, özellikle 4 yaşından küçüklerin, 65 yaş üzeri vatandaşların, hamilelerin ve kronik rahatsızlığı olanların büyük risk altında olduğunu ifade etti. Terleme mekanizmasının bozulmasıyla vücut ısısının 10-15 dakika içinde 40 derecenin üzerine çıkabileceğini söyleyen Öztürk, bu durumun kalıcı hasara veya ölüme yol açabileceğini belirtti. Sıcak çarpması yaşayan kişinin hızla serin bir yere alınması, giysilerinin gevşetilmesi ve bilinci kapalıysa kesinlikle sıvı verilmeden en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerektiği kaydedildi.</span></p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"> </p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Saat 10.00 ile 16.00 Arasına Dikkat</strong></span></p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Vatandaşların mecbur kalmadıkça 10.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamasını öneren Öztürk, dışarıda hafif, bol ve açık renkli giysiler ile şapka ve güneş gözlüğü kullanılmasını tavsiye etti. Bebeklerin ve hayvanların park edilmiş araçlarda kesinlikle bırakılmaması gerektiğini hatırlatan İl Sağlık Müdürü, susuzluk hissi olmasa bile günde en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmesini, ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılarak bol sebze meyve tüketilmesini önerdi.</span></p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"> </p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diğer Sağlık Riskleri ve İlkyardım</strong></span></p>

<p dir="rtl" style="margin-bottom: 11px; text-align: left;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güneş çarpmasının yanı sıra sıcak bitkinliği, sıcak krampları ve isilik gibi rahatsızlıkların da görülebileceğini ifade eden Öztürk, aşırı terleme ve sıvı kaybıyla gelişen sıcak bitkinliğinde kişinin serin yere alınarak tuzlu ayran gibi sıvılarla desteklenmesi gerektiğini aktardı. Öztürk, vatandaşların çevresindeki risk grubundaki bireyleri de yakından gözlemlemesi gerektiğini sözlerine ekledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/kavurucu-sicaklara-karsi-hayati-onlemler_6a50a6b8cbe6b.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/kavurucu-sicaklara-karsi-hayati-onlemler/68775</link>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:57:24 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneş Sadece Plajlarda Yakmıyor</title>
                                    <description>Türk Kanser Derneği, 2018’den Bu Yana Sürdürdüğü “Gölge Oyunu Oynamaya Var Mısınız?” Etkinliğini Bu Yıl Yeni Konseptiyle Kent Ormanı’na Taşıdı</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">HABER MERKEZİ</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk Kanser Derneği, cilt kanserine karşı korunma bilincini artırmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirdiği “Gölge Oyunu Oynamaya Var Mısınız?” etkinliğini bu yıl yenilenen içeriğiyle Kemerburgaz Kent Ormanı’nda gerçekleştirdi. Maruderm’in ana sponsorluğunda düzenlenen etkinlik, sağlıklı yaşamı destekleyen kurum ve markaların katkılarıyla katılımcıları doğayla buluşturdu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk Kanser Derneği tarafından 2018 yılından bu yana düzenlenen “Gölge Oyunu Oynamaya Var Mısınız?” etkinliği, önceki yıllarda Türkiye’nin farklı sahil bölgelerinde ve halkın yoğun olarak kullandığı plajlarda gerçekleştiriliyordu. Dernek, bu yıl etkinliğin kapsamını genişleterek Kemerburgaz Kent Ormanı’na taşıdı.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Güneş Sadece Plajlarda Yakmıyor" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/turk-kanser-dernegi-6a4b5d4ef24cd.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Türk Kanser Derneği</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu değişiklikle verilmek istenen temel mesaj ise oldukça netti: Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına yalnızca denizde ya da plajda değil; yürüyüş yaparken, spor yaparken, parkta vakit geçirirken, işe giderken ya da açık havada geçirilen herhangi bir anda da maruz kalıyoruz. Bu nedenle güneşten korunma bilincinin yalnızca yaz tatilleriyle sınırlı kalmaması, günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi gerekiyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cilt Kanserinde Erken Teşhis ve Korunma Bilinci Öne Çıktı</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kemerburgaz Kent Ormanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar, farkındalık yürüyüşünden uzman söyleşilerine, nefes ve stretching çalışmalarından sağlıklı yaşam aktivitelerine kadar pek çok etkinlikte bir araya geldi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri cilt kanseri farkındalığına ayrıldı. Uzman Dr. Büşra Demirci ve Dr. Ahsen Demir’in katılımıyla gerçekleştirilen söyleşide, cilt kanserinin erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğuna dikkat çekildi. Güneşin zararlı etkilerinden korunma yöntemleri, risk faktörleri ve düzenli cilt kontrollerinin önemi katılımcılarla paylaşıldı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzmanlar, ciltte oluşan yeni benlerin veya mevcut benlerde meydana gelen şekil, renk ve boyut değişikliklerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak erken teşhisin hayat kurtardığını belirtti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları da Ele Alındı</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Etkinlik kapsamında düzenlenen “Sağlıklı Kahvaltı ve Söyleşi” bölümünde Uzman Diyetisyen Burçak Çubukçu, beslenmenin cilt sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Katılımcılar sağlıklı beslenme, yaşam tarzı tercihleri ve koruyucu sağlık uygulamaları konusunda bilgi edinme fırsatı buldu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Melis Özel eşliğinde gerçekleştirilen stretching ve nefes çalışmaları ise katılımcılara hem fiziksel hem de zihinsel açıdan yenilenme imkânı sundu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Farkındalık İçin Güç Birliği</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk Kanser Derneği tarafından hayata geçirilen etkinlik, farklı kurum ve markaların katkılarıyla daha geniş kitlelere ulaştı. Maruderm ana sponsor olarak etkinliğe destek verirken; Altınkılıç Kefir, Fellas ve PIN İçecek sağlıklı yaşam temasına katkı sundu. Rent Go ise ulaşım sponsoru olarak organizasyonun gerçekleştirilmesine destek verdi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk Kanser Derneği, kanserle mücadelede yalnızca tedavi süreçlerine değil, koruyucu sağlık çalışmalarına ve toplumsal farkındalığa da büyük önem veriyor. Dernek, özellikle yaz aylarında artan güneş maruziyetine karşı toplumu bilinçlendirmeyi ve cilt kanserine ilişkin doğru bilgilerin daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Gölge Oyunu Oynamaya Var Mısınız?” etkinliğiyle bir kez daha vurgulanan temel mesaj ise oldukça net: Cilt kanserine karşı korunmak mümkün. Bunun ilk adımı ise güneşin zararlı etkilerinin yalnızca plajlarda değil, günlük yaşamın her anında karşımıza çıkabileceğinin farkında olmak, doğru korunma yöntemlerini uygulamak ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/gunes-sadece-plajlarda-yakmiyor_6a4b5d56725d2.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/gunes-sadece-plajlarda-yakmiyor/68706</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:44:23 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Havuz Kaynaklı Göz Enfeksiyonu Tatilinizi Kâbusa Çevirebilir</title>
                                    <description>Yeterince denetlenmeyen ve hijyen koşulları uygun olmayan havuzlar göz sağlığı açısından ciddi riskler barındırabiliyor. Kalıcı görme kayıplarına yol açabiliyor</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">HABER MERKEZİ</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte milyonlarca kişi serinlemek için havuzları tercih ediyor. Ancak yeterince denetlenmeyen ve hijyen koşulları uygun olmayan havuzlar, göz sağlığı açısından ciddi riskler barındırabiliyor. Özellikle enfeksiyon etkenleri ve kimyasal maddelere maruz kalmak, basit tahrişlerden kalıcı görme kayıplarına kadar uzanan sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Atilla Şahin, yaz döneminde en sık karşılaşılan göz problemlerinin başında havuz kaynaklı enfeksiyonların geldiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Havuz Kaynaklı Göz Enfeksiyonu Tatilinizi Kâbusa Çevirebilir" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/op-dr-atilla-sahin-6a4b5bf2c325d.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Op. Dr. Atilla Şahin</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Berrak Görünen Her Havuz Güvenli Değildir</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Havuz sularının düzenli olarak dezenfekte edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Op. Dr. Atilla Şahin, şu değerlendirmede bulundu:</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Havuz suyunda yeterli dezenfeksiyon sağlanmadığında bakteri, virüs ve bazı parazitler kolaylıkla çoğalabilir. Öte yandan aşırı miktarda kullanılan klor ve kimyasallar da göz yüzeyinde tahrişe neden olabilir. Bu nedenle yalnızca havuzun temiz görünmesi güvenli olduğu anlamına gelmez."</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yazın En Sık Görülen Göz Sorunlarından Biri: Konjonktivit</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzmanlara göre havuz kullanımına bağlı gelişen göz rahatsızlıklarının başında halk arasında "göz nezlesi" olarak bilinen konjonktivit geliyor. Gözün en dış tabakasını örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bu tablo; enfeksiyonlara, alerjik reaksiyonlara veya kimyasal tahrişe bağlı gelişebiliyor. Op. Dr. Şahin, özellikle ortak kullanım alanlarında enfeksiyon bulaşma riskinin arttığını belirterek şu bilgileri verdi:</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Yetersiz hijyen koşullarına sahip havuzlar, göz enfeksiyonlarının yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Özellikle çocuklar ve bağışıklık sistemi hassas olan bireylerde enfeksiyon riski daha yüksek olabiliyor."</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu Belirtileri Hafife Almayın</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Havuz sonrası ortaya çıkan bazı şikâyetler göz enfeksiyonunun habercisi olabilir. Özellikle;</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Gözlerde belirgin kızarıklık</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Yoğun kaşıntı</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Yanma ve batma hissi</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Gözlerde sulanma</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Göz kapaklarında şişlik</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Işığa karşı hassasiyet gibi belirtiler görülüyorsa vakit kaybetmeden göz hekimine başvurulması gerekiyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Klor Alerjisi de Gözleri Tehdit Ediyor</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sadece mikroorganizmalar değil, havuzlarda kullanılan dezenfektan maddeler de gözlerde reaksiyonlara neden olabiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde klor ve diğer kimyasallar göz yüzeyinde hassasiyet oluşturabiliyor. Bu kişilerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma şikâyetleri daha sık görülebiliyor. Koruyucu yüzücü gözlüğü kullanılması bu riskleri önemli ölçüde azaltabilir." diyen Op. Dr. Şahin, koruyucu ekipman kullanımının önemine dikkat çekti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kornea Enfeksiyonları Kalıcı Hasar Bırakabilir</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Havuz kaynaklı enfeksiyonların bazı durumlarda gözün en önemli yapılarından biri olan korneaya kadar ilerleyebildiğini belirten Op. Dr. Şahin, bu durumun ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Kornea enfeksiyonları şiddetli ağrı, batma hissi ve görme azalmasıyla kendini gösterebilir. Tedavinin gecikmesi halinde kalıcı görme kaybına kadar ilerleyebilen tablolarla karşılaşabiliyoruz. Özellikle kontakt lens kullanıcılarının bu konuda çok daha dikkatli olması gerekiyor."</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Alerjik bir bünyeniz varsa havuz sonrası göz kızarıklığı ve kaşıntıyı hafife almayın."</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Havuz kimyasalları ve güneş ışınları alerjik göz şikâyetlerini artırabilir. Gözlerinizi ovuşturmak yerine yüzücü gözlüğü kullanın, güneşten korunun ve göz hekiminizin önerdiği tedaviyi uygulayın. Yüzme sonrası bulanık görmenin nedeni genellikle klordur; klor, gözün doğal gözyaşı tabakasını yok eder ve tahrişe yol açar.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Havuza Girerken Bu Kuralları Unutmayın</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzmanlar, havuz kaynaklı göz problemlerinden korunmak için şu önerilerde bulunuyor:</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Havuz suyunun temizliğinden emin olun.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Kalabalık ve hijyeninden şüphe duyulan havuzlardan uzak durun.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Yüzme sırasında koruyucu deniz gözlüğü kullanın.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Kontakt lens ile havuza girmeyin.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Havuz öncesinde ve sonrasında mutlaka duş alın.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">·       Gözlerde kızarıklık veya tahriş gelişirse havuz kullanımına ara verin.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlıklı Bir Tatil İçin Gözlerinizi Koruyun</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaz tatilinin keyfini çıkarırken göz sağlığını ihmal etmemek gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Şahin, düzenli göz kontrollerinin ve basit koruyucu önlemlerin birçok sorunun önüne geçebileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Gözlerimiz yaşam kalitemizi doğrudan etkileyen en değerli duyularımızdan biridir. Özellikle yaz aylarında enfeksiyon ve tahriş riskleri arttığı için gerekli önlemleri almak ve herhangi bir şikâyette gecikmeden göz hekimine başvurmak büyük önem taşımaktadır."</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/havuz-kaynakli-goz-enfeksiyonu-tatilinizi-kabusa-cevirebilir_6a4b5be547b16.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/havuz-kaynakli-goz-enfeksiyonu-tatilinizi-kabusa-cevirebilir/68705</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:36:56 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Stres ve Obezite Kalp Rahatsızlıklarını Tetikliyor</title>
                                    <description>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Biçeroğlu, “Kalp sağlığının korunması için düzenli hareket ve beslenme büyük önem taşıyor” dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">HABER MERKEZİ</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Obezite, sigara ve alkol kullanımıyla, kolesterol ve hipertansiyonun kalp hastalıkları riskini artırdığını hatırlatan Biçeroğlu, “Kalp sağlığını korumak için bazı psikososyal faktörler de belirleyici olabiliyor. Gelir düzeyi, eğitim düzeyi, çevresel etkenler ve kronik stres de riski artırıyor. Meyve sebze, tam tahıllar, bakliyat, zeytinyağı ve omega3 yönünden zengin balıkların tüketilmesini öneriyoruz. Tuz, şeker, doymuşyağ, karbonhidrat, işlenmiş etten ve katkı maddeli gıdalardan kaçınmalıyız. Düzenli egzersiz yapmak ve sigaradan uzak durmak kalp sağlığını korumada büyük fayda sağlıyor ”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">diye konuştu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Otonom bir organ olan kalbin sürekli çalıştığını ve hayat boyunca korunması gerektiğine dikkat çeken</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Biçeroğlu şunları söyledi: “Kalp tüm organlar için yaşamsal bir konumda ve kalp hastalıklarında erken tanı ve tedavi çok önemli. Teknoloji kullanımı, kalp hastalıklarında avantaj sağlıyor. Tedavi sürecinin de uzman hekim gözetiminde yürütülmesi gerekiyor”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">STRES VE OBEZİTEYE DİKKAT</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günümüzde artan stres, dengesiz beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve obezite gibi nedenlerle kalp rahatsızlıklarında artış yaşandığını kaydeden Biçeroğlu, “Gelişen teknolojiyle birlikte, kalp hastalıklarında daha etkin tedaviler uygulanıyor. Kalp damarı hastalıklarının anlaşılması yeni tedaviler gelişmesine fırsat verse de hala kalp krizini önceden gösterecek bir tetkik geliştirilememiştir. Kalbi besleyen damarların görüntülenmesi (koroner anjiyografi) hastalıkların anlaşılması için fırsatlar vermiştir. Zaman içinde teknolojinin ilerlemesiyle ince, kıvrımlı, tam tıkalı damarlara balon yapmak ve stent yerleştirmek mümkün hale gelmiştir. Stentlerin kullanılması farklı bir durum oluşturmuş, stent yerleştirmede hastalığın fazı ve tipi daha fazla önem kazanmıştır. Stentlerle birlikte kullanılan ilaçların gelişmesi başarıyı artırmış ve ölüm oranları da azalmıştır” diye konuştu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/stres-ve-obezite-kalp-rahatsizliklarini-tetikliyor_6a4b5aaf6c2f3.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/stres-ve-obezite-kalp-rahatsizliklarini-tetikliyor/68704</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:32:37 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>PAÜ Hastanelerinde Bağımlılıkla Mücadelede Bilimsel Yaklaşım</title>
                                    <description>PAÜ Hastaneleri AMATEM Müdürü Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu, bağımlılıkla mücadelede kurumlar arası iş birliği, rehabilitasyon süreçlerinin önemine dikkat çekti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">HABER MERKEZİ</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri AMATEM Müdürü ve Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu, bağımlılıkla mücadelede kurumlar arası iş birliği, bilimsel tedavi yöntemleri ve rehabilitasyon süreçlerinin önemine dikkat çekti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu yaptığı açıklamada şunlara değindi: “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre uyuşturucu madde bağımlılığı; biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri bulunan, küresel ölçekte toplumları tehdit eden kronik bir halk sağlığı sorunudur. Bu küresel sorunla mücadelede başarı; yasa dışı maddelerin topluma ulaşmasının engellenmesine yönelik çalışmalar ile tedavi, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma süreçlerinin eş zamanlı ve koordineli şekilde yürütülmesine bağlıdır.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="PAÜ Hastanelerinde Bağımlılıkla Mücadelede Bilimsel Yaklaşım" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/doc-dr-tugce-toker-ugurlu-6a4775c626e98.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pamukkale Üniversitesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Uygulama ve Araştırma Merkezi ve AMATEM Kliniği olarak yürüttüğümüz çalışmalar, bağımlılığın yalnızca tıbbi bir arınma süreci olmadığını; biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla ele alınması gereken çok yönlü bir hastalık olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele, sağlık kurumlarının yanı sıra güvenlik birimleri, sivil toplum kuruluşları ve rehabilitasyon hizmetleri arasında güçlü bir iş birliğini zorunlu kılmaktadır.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kapsamda Emniyet Teşkilatımız ve Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüz ile yürütülen ortak çalışmalar, uyuşturucu maddelerin erişilebilirliğinin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. Güvenlik güçleri sahada arzın azaltılması için önemli görevler üstlenirken, AMATEM bünyesinde sürdürülen bilimsel ve klinik çalışmalarla bireysel talebin azaltılması, tedavi süreçlerinin güçlendirilmesi ve bağımlı bireylerin sağlıklı yaşama yeniden kazandırılması hedeflenmektedir.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu: “Bağımlılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir beyin hastalığıdır.”</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tedavinin sosyal boyutunun güçlendirilmesinde Yeşilay ve YEDAM ile sürdürülen iş birliğinin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Toker Uğurlu, tedavi sonrasında bireylerin toplumsal yaşama uyum sağlamaları, ayaktan ve yataklı rehabilitasyon süreçlerinin desteklenmesi ve nüks riskinin azaltılması açısından bu kurumların katkılarının son derece değerli olduğunu vurguladı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">AMATEM kliniğinde uluslararası bilimsel rehberler doğrultusunda kanıta dayalı tedavi yöntemlerinin uygulandığını söyleyen Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu sözlerine şöyle devam etti: “Farmakolojik tedaviler; motivasyonel yaklaşımlar, grup terapileri ve psikodrama uygulamalarıyla desteklenmektedir. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yöntemler sayesinde hastaların dürtü kontrolü, duygusal farkındalık ve sosyal işlevsellik becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda geçmiş travmatik yaşantılar, tedaviye uyum sorunları ve değişime yönelik dirençler güvenli terapötik ortamlarda ele alınabilmektedir. Bağımlılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir beyin hastalığıdır. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilimsel veriler ışığında yürütülen bütüncül tedavi programları ve kurumlar arası güçlü iş birliği sayesinde birçok birey yeniden sağlıklı ve üretken bir yaşama kavuşabilmektedir. Pamukkale Üniversitesi AMATEM olarak, ulusal ve uluslararası bilimsel rehberler doğrultusunda, bağımlı bireylerin ve ailelerinin yanında olmaya, koruyucu ruh sağlığı çalışmalarını sürdürmeye ve bağımlılıkla mücadelede tüm paydaşlarla iş birliği içerisinde çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/pau-hastanelerinde-bagimlilikla-mucadelede-bilimsel-yaklasim_6a4775b8afd98.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/pau-hastanelerinde-bagimlilikla-mucadelede-bilimsel-yaklasim/68677</link>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:38:04 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigara ve Alkol Ciltte Erken Yaşlanmaya Yol Açıyor</title>
                                    <description>Prof. Dr. Ahmet Metin, sigara ve alkol kullanımının cilt sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, erken yaşlanma hakkında açıklamalarda bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">HABER MERKEZİ</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin, sigara ve alkol kullanımının cilt sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, erken yaşlanma ve deri hastalıklarıyla ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">PAÜ Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Sigara ve alkolün cildimiz üzerindeki etkilerinden söz ederken, konuyu sadece kırışıklıklar ya da estetik kaygılar üzerinden değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Sigara ve Alkol Ciltte Erken Yaşlanmaya Yol Açıyor" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/prof-dr-ahmet-metin-6a47606d25ed3.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Prof. Dr. Ahmet Metin</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü dermatoloji pratiğinde gördüğümüz birçok cilt bulgusu, aslında vücudun derinlerinde gelişen sağlık sorunlarının dışarıya yansımasından ibarettir. Hastalarımın önemli bir kısmı bana ciltlerindeki matlaşma, kuruluk, erken yaşlanma belirtileri veya saç dökülmesi nedeniyle başvuruyor. Ancak çoğu zaman bu sorunların altında sigara ve alkol gibi alışkanlıkların yıllar içinde oluşturduğu hasarlar yatıyor. Sigara, öncelikle damarlarımızı etkiliyor. Damar yapısı bozulduğunda cildimize yeterli oksijen ve besin ulaşamıyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunun sonucunda deri canlılığını kaybediyor, inceliyor ve zamanla soluk, mat bir görünüm kazanıyor. Bazen sigara kullanan kişilerde cildin adeta mumsu bir görünüm aldığını görüyoruz. Kan dolaşımındaki bozulma nedeniyle deri kuruyor, pullanıyor ve kendini yenileme kapasitesi azalıyor. Aynı süreç saç köklerini de etkilediği için saç dökülmeleri ortaya çıkabiliyor. Tırnaklar daha kırılgan hale geliyor ve iyileşmesi gereken yaralar normalden çok daha geç kapanıyor. Özellikle bacaklarda ve ayaklarda kronikleşen yaralarla karşılaşabiliyoruz. T</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">üm bunlar aslında cildin erken yaşlanmasının temel nedenleri arasında yer alıyor. Sigaranın etkileri yalnızca ciltle sınırlı değil. Özellikle bazı tiroid hastalıklarına bağlı gelişen göz problemlerinin daha ağır seyretmesine neden olabiliyor. Bu nedenle bazı hastalarıma tedavinin en önemli basamaklarından birinin sigarayı bırakmak olduğunu özellikle vurguluyorum. Ayrıca sigara kullanan kişilerde C vitamini eksikliğine bağlı problemler daha sık görülüyor ve diş eti hastalıklarına yatkınlık artabiliyor.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prof. Dr. Ahmet Metin: “Erken yaşlanan cildin en büyük düşmanlarından biri sigara ve alkoldür.”</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alkolün cilt üzerindeki etkilerinin de oldukça önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Metin, bilimsel çalışmaların düzenli alkol tüketimi ile bazı cilt kanserleri arasında ilişki olduğunu gösterdiğini belirtti. Alkolün hücrelerin genetik materyali olan DNA üzerinde hasar oluşturabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Metin, “Aynı zamanda serbest radikal üretimini artırarak hücre yaşlanmasını hızlandırıyor ve bağışıklık sisteminin etkinliğini azaltıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç olarak cildin kendini koruma ve onarma kapasitesi zayıflıyor. Klinikte özellikle sedef hastalığı olan bireylerde alkol kullanımının hastalığı alevlendirebildiğini görüyoruz. Bazı hastalarda yüzde ani kızarmalar, kurdeşen atakları ve çeşitli alerjik reaksiyonlar da alkol tüketimi sonrasında ortaya çıkabiliyor. Bunun yanında uzun süreli alkol kullanımı sinir sistemini </span><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">etkileyerek ayaklarda his kaybına ve ciddi ayak problemlerine zemin hazırlayabiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alkolün belki de en gözden kaçan etkilerinden biri beslenme bozukluğuna yol açmasıdır. Vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineraller yeterince alınamadığında bunun ilk işaretlerinden bazıları ciltte ortaya çıkar. Dudak kenarlarında çatlaklar, ağız içinde yaralar, dilde yanma hissi, saç dökülmesi, tırnak kırılması ve çeşitli deri döküntüleri bu eksikliklerin habercisi olabilir. Özellikle C vitamini eksikliği kolajen üretimini bozduğu için cildin yaşlanmasını hızlandırır ve yaraların iyileşmesini geciktirir. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Muayene ettiğim birçok hastada gördüğüm ortak nokta şudur: Sigara ve alkolün oluşturduğu zararlar yalnızca cildin yüzeyinde ortaya çıkan estetik değişikliklerden ibaret değildir. Matlaşan, canlılığını kaybeden ve erken yaşlanan bir cilt aslında damarlarımızın, hücrelerimizin ve bağışıklık sistemimizin verdiği bir alarmdır. Sağlıklı ve genç görünen bir cilt için uygulanan kremlerden, kozmetik işlemlerden veya takviyelerden önce dikkat etmemiz gereken en önemli konu yaşam alışkanlıklarımızdır. Sigara ve alkolden uzak durmak yalnızca cildimizi değil, bütün vücudumuzu koruyan en önemli adımlardan biridir.” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/sigara-ve-alkol-ciltte-erken-yaslanmaya-yol-aciyor_6a476074546a8.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/sigara-ve-alkol-ciltte-erken-yaslanmaya-yol-aciyor/68674</link>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:08:03 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Kanser Derneği&#039;nden Yaz Aylarında Lenfödem Uyarısı</title>
                                    <description>Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, yaz sıcaklarının özellikle kanser tedavisi sonrasında gelişebilen lenfödem belirtisinin  artmasına dikkat çekti</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">HABER MERKEZİ</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, yaz sıcaklarının özellikle kanser tedavisi sonrasında gelişebilen lenfödem belirtilerini artırabileceğine dikkat çekerek, erken farkındalık ve doğru önlemlerin yaşam kalitesini korumada önemli rol oynadığını belirtti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaz aylarında artan sıcaklıklar, özellikle kanser tedavisi sonrasında ortaya çıkabilen lenfödemi olan bireylerde şikâyetlerin belirginleşmesine neden olabiliyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, sıcak havaların lenf sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, yaz döneminde görülen şişliklerin yalnızca mevsimsel bir değişiklik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Türk Kanser Derneği'nden Yaz Aylarında Lenfödem Uyarısı" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/ezgi-polat-6a461aee1c7c3.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Ezgi Polat</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çoğu kişi için yaz mevsimi tatil, deniz ve güneş anlamına gelirken, bazı bireyler için sıcak hava koşulları görünmeyen ancak günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilen sağlık sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Bu sorunlardan biri olan lenfödem, özellikle kanser tedavisi sonrası ortaya çıkabilen ve sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte daha belirgin hale gelebilen bir durum olarak öne çıkıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kol veya bacaklarda şişlik, ağırlık hissi, gerginlik ve hareket kısıtlılığı gibi belirtilerle kendini gösterebilen lenfödem, erken dönemde fark edilip uygun şekilde yönetildiğinde kontrol altına alınabiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lenf Sistemindeki Hasar Lenfödeme Yol Açabiliyor</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lenf sisteminin bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olduğunu belirten Ezgi Polat, dokular arasında biriken sıvıların taşınmasında ve vücudun savunma mekanizmasında görev alan bu sistemin zarar görmesi durumunda lenfödem gelişebileceğini ifade etti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Polat, “Lenf damarları veya lenf bezleri zarar gördüğünde, dokular arasında biriken sıvılar yeterince taşınamaz ve zamanla birikmeye başlar. Bu durum lenfödem olarak adlandırılır” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lenfödemin özellikle meme kanseri, jinekolojik kanserler, prostat kanseri ve melanom gibi hastalıkların tedavileri sonrasında görülebildiğini belirten Polat, lenf bezlerinin alınması veya radyoterapi uygulanmasının riski artıran önemli faktörler arasında yer aldığını söyledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sıcak Hava Şikâyetleri Artırabiliyor</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaz aylarında damarların genişlediğini ve dokulara daha fazla sıvı geçişi olduğunu belirten Polat, sağlıklı bir lenf sisteminin bu yükü büyük ölçüde dengeleyebildiğini ancak lenf sistemi zarar görmüş kişilerde sıvı birikiminin artabildiğini ifade etti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu nedenle birçok hastanın yaz döneminde kol veya bacaklarında daha fazla şişlik hissettiğini, yüzüklerinin dar geldiğini ya da kıyafetlerinin sıkmaya başladığını dile getirdiğini aktaran Polat, uzun yolculukların, hareketsizliğin, aşırı sıcak havanın ve yoğun güneş maruziyetinin de mevcut şikâyetleri artırabildiğini kaydetti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Basit Önlemler Yaşam Kalitesini Destekliyor</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lenfödemin her zaman tamamen önlenemese de belirtilerinin kontrol altında tutulabileceğini vurgulayan Ezgi Polat, günlük yaşamda alınacak bazı basit önlemlerin önemli fayda sağlayabileceğini söyledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeterli su tüketiminin, düzenli hareket etmenin, uzun süre aynı pozisyonda kalmamanın ve aşırı sıcak ortamlardan kaçınmanın önemine dikkat çeken Polat, sağlık profesyonelleri tarafından önerilen kompresyon ürünlerinin düzenli kullanımının da belirtilerin yönetiminde etkili olduğunu ifade etti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Polat ayrıca, etkilenen kol veya bacakla ağır yük taşımaktan kaçınılması, yüklerin mümkün olduğunca dengeli dağıtılması ve ani zorlanmalara neden olabilecek hareketlere dikkat edilmesinin şişliklerin artmasını önlemeye yardımcı olabileceğini belirtti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cilt Sağlığını Korumak Önem Taşıyor</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lenfödem yönetiminde cilt sağlığının da önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Polat, küçük bir enfeksiyonun dahi şikâyetleri artırabileceğine dikkat çekti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ciltte oluşabilecek yaralanmalara karşı dikkatli olunması ve gerekli hijyen önlemlerinin alınması gerektiğini belirten Polat, özellikle yaz aylarında cilt bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk Kanser Derneği Farkındalık Çalışmalarını Sürdürüyor</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1964 yılından bu yana kanserle mücadele alanında faaliyet gösteren Türk Kanser Derneği, toplumda kanser farkındalığını artırmak, koruyucu sağlık bilincini güçlendirmek ve hastaların yaşam kalitesini desteklemek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Dernek; eğitim faaliyetleri, bilgilendirme çalışmaları ve uzman desteğiyle kanser hastalarının tedavi süreçlerinde karşılaşabilecekleri sağlık sorunlarına ilişkin farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><strong><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Erken Farkındalık Büyük Önem Taşıyor</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lenfödemin çoğu zaman yaşamı tehdit eden bir durum olmamakla birlikte yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebildiğini belirten Ezgi Polat, özellikle kanser tedavisi görmüş bireylerin belirtileri tanımasının ve gerekli önlemleri zamanında almasının büyük önem taşıdığını söyledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">                                            </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Polat, “Yaz sıcaklarının getirdiği şişliği yalnızca mevsimsel bir değişiklik olarak değerlendirmemek gerekir. Bazen vücudumuz bize sessizce önemli sinyaller veriyor olabilir. Bu belirtileri doğru okumak ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmak, yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayacaktır” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">  </span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/turk-kanser-derneginden-yaz-aylarinda-lenfodem-uyarisi_6a461ae22d9a1.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/turk-kanser-derneginden-yaz-aylarinda-lenfodem-uyarisi/68661</link>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:57:43 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Göz Tembelliğinde VR Dönemi Başlıyor</title>
                                    <description>Göz tembelliği tedavisinde çığır açan VR teknolojisi, yaz tatilinde çocukların tedaviye uyumunu artırarak ilaçsız ve cerrahisiz görsel gelişim sağlıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Göz tembelliği (ambliyopi) tedavisinde klasik yöntemlere alternatif olarak geliştirilen sanal gerçeklik (VR) tabanlı uygulamalar, özellikle yaz tatili döneminde çocukların tedaviye uyumunu artırarak görsel gelişimi destekliyor. Uzmanlar, erken tanı ve düzenli tedavinin görme kaybını önlemede kritik rol oynadığını vurguluyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Görme Gelişimi 10 yaşına Kadar Devam Ediyor</strong><br />
 Ambliyopi ya da halk arasında bilinen adıyla “göz tembelliği”, dünya genelinde çocukların yaklaşık %2 ila %3’ünü etkileyen önemli bir görme problemidir. Görmenin doğumdan itibaren öğrenilen bir süreç olduğunu vurgulayan Op. Dr. Doğu, bu sürecin yaklaşık 10 yaşına kadar devam ettiğini, bu kritik dönemde bir gözün diğerine göre daha zayıf olması durumunda beynin yalnızca güçlü olan gözü tercih ettiğini belirtti.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Göz Tembelliğinde VR Dönemi Başlıyor" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/op-dr-dogu-6a46196e11ad4.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Op. Dr. Doğu</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</strong><br />
 Bu durumda zayıf gözün görsel gelişiminin yeterince tamamlanamadığını ifade eden Op. Dr. Doğu, erken tanının önemine dikkat çekerek şunları söyledi:<br />
 “Göz tembelliği erken dönemde yapılan göz muayeneleri ile tespit edilebilir ve tedavi süreci başlatılabilir. Özellikle 1 yaşından itibaren düzenli göz kontrolleri büyük önem taşımaktadır.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Göz tembelliğinin nedenleri arasında katarakt, kırma kusurları (miyop, hipermetrop) ve göz kapağı düşüklüğü gibi durumların yer aldığını belirten Op. Dr. Doğu, tedavi seçeneklerinin nedene göre değiştiğini ifade etti. Kataraktın cerrahi müdahale ile, kırma kusurlarının ise gözlük kullanımıyla tedavi edilebildiğini söyledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Kapama Tedavisi ve Çocuklarda Uyum Süreci</strong><br />
 Klasik tedavi yöntemlerinden biri olan kapama tedavisinde, sağlam gözün özel bir bantla kapatılarak zayıf gözün görsel gelişiminin desteklendiğini belirten Op. Dr. Doğu, bu yöntemin özellikle küçük yaşlarda daha etkili olduğunu vurguladı. Ancak çocukların sosyal ve psikolojik nedenlerle gözlük veya göz bandı kullanımına direnç gösterebildiğini de ekledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Yaz Tatili Tedavi İçin Önemli Bir Fırsat</strong><br />
 Op. Dr. Doğu, özellikle yaz tatilinin göz tembelliği tedavisi açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:<br />
 “Okul döneminde çocukların tedaviye uyumu zorlaşabilirken, yaz tatilinde daha esnek bir zaman planı sayesinde kapama tedavisi ve görsel egzersizlere uyum artmaktadır. Bu dönem, VR tabanlı tedaviler ve klasik yöntemlerin düzenli uygulanması için önemli bir avantaj sağlamaktadır.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Yaş İlerlemesiyle Tedavi Etkinliği Azalıyor</strong><br />
 Op. Dr. Doğu, 10 yaş sonrasında kapama tedavisinin etkinliğinin belirgin şekilde azaldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:<br />
 “Görme gelişimi için beynin görsel uyaranlarla eğitilmesi gerekir. Ancak yaş ilerledikçe bu öğrenme kapasitesi azalır ve klasik kapama tedavisi yeterli olmayabilir.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Sanal Gerçeklik ile Tedavi Yaklaşımı</strong><br />
 Bu noktada sanal gerçeklik teknolojisinin farklı bir tedavi alternatifi sunduğunu ifade eden Op. Dr. Doğu, VR tabanlı sistemlerle her iki göze farklı görsel uyarıcılar verilebildiğini ve böylece binoküler (iki gözle birlikte) görme gelişiminin desteklenebildiğini belirtti.<br />
 “VR teknolojisi sayesinde hastaya özel görsel uyarıcılar sunularak görme eğitimi daha etkili hale getirilebilmektedir. Bu yöntem, kapama tedavisine kıyasla daha kısa sürede sonuç alınmasına katkı sağlayabilir,” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">                                </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İlaçsız ve Cerrahisiz Bir Görme Eğitimi</strong><br />
 Tedavide ilaç, cerrahi müdahale veya lazer kullanılmadığını vurgulayan Op. Dr. Doğu, yöntemin tamamen sanal gerçeklik gözlükleri ve görsel eğitim temelli uygulamalardan oluştuğunu ifade etti.<br />
 Ayrıca binoküler tedavi yaklaşımının, klasik monoküler (tek göz kapama) yöntemlerden farklı olarak derinlik algısının gelişimine de katkı sağladığını belirtti.<br />
 Op. Dr. Doğu, amaçlarının yalnızca çocuklarda değil, uygun hasta gruplarında yetişkinlerde de görsel kazanım sağlayabilecek yeni çözümler geliştirmek olduğunu ifade ederek sözlerini tamamladı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">  </span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/goz-tembelliginde-vr-donemi-basliyor_6a4619650a131.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/goz-tembelliginde-vr-donemi-basliyor/68660</link>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:51:59 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>PAÜ Hastanelerinden Kalıcı Oje ve Protez Tırnak Uyarısı</title>
                                    <description>Pamukkale Üniversitesi&#039;nden Prof. Dr. Ahmet Metin protez tırnak ve kalıcı oje uygulamalarının tırnak sağlığı üzerinde ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtti</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">HABER MERKEZİ</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin, son yıllarda giderek yaygınlaşan protez tırnak ve kalıcı oje uygulamalarının tırnak sağlığı üzerinde ciddi sorunlara yol açabileceğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="PAÜ Hastanelerinden Kalıcı Oje ve Protez Tırnak Uyarısı" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/prof-dr-ahmet-metin-6a450c6c95529.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Prof. Dr. Ahmet Metin</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">PAÜ Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Ahmet Metin Prof. Dr. Ahmet Metin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Günümüzde güzellik anlayışı hızla değişirken tırnak bakımı da artık yalnızca kişisel bakımın küçük bir parçası olmaktan çıkmış durumda. Bir dermatoloji hekimi olarak özellikle son yıllarda şunu çok net görüyorum. İnsanlar çoğu zaman bakımlı görünmek ile sağlıklı olmak kavramlarını birbirine karıştırıyor. Oysa tırnaklarımız sadece estetik bir detay değildir. Tırnaklar parmak uçlarımızı koruyan, ince hareketlerimizi kolaylaştıran ve aynı zamanda genel sağlığımız hakkında önemli ipuçları veren canlı yapılardır.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biz dermatologlar bazen yalnızca tırnağa bakarak kansızlıktan solunum sistemi hastalıklarına, beslenme eksikliklerinden enfeksiyonlara kadar birçok durumu fark edebiliyoruz. Bu nedenle tırnakların sürekli kozmetik ürünlerle kapatılması bedenin bize verdiği önemli sinyallerin gözden kaçmasına neden olabiliyor. Toplumda uzun, parlak ve kusursuz tırnaklar çoğu zaman sağlık, gençlik ve iyi görünümün bir göstergesi gibi sunuluyor. Ancak ne yazık ki en sık karşılaştığımız yanlışlardan biri manikür sırasında tırnak etlerinin kesilmesi oluyor. İnsanlar bunu estetik bir uygulama sanıyor fakat tırnak eti dediğimiz yapı aslında tırnağı enfeksiyonlardan koruyan doğal bir bariyerdir. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu bölgenin kesilmesi ya da agresif şekilde itilmesi bakteri, mantar ve virüslerin girişine zemin hazırlıyor. Sonrasında ağrılı dolamalar, mantar enfeksiyonları ve kalıcı tırnak bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Özellikle hijyen koşullarının yeterli olmadığı salonlarda kullanılan sterilize edilmemiş aletler aracılığıyla siğil, herpes enfeksiyonları, mantarlar hatta hepatit gibi ciddi hastalıkların bulaşması mümkündür. Bu nedenle estetik kaygılar uğruna hijyenin ikinci plana atılması son derece tehlikelidir.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prof. Dr. Ahmet Metin: “En parlak ojenin altında bile bazen ciddi sağlık sorunları gizlenebilir.”</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir başka önemli sorunun da sosyal medyanın özellikle gençler üzerinde oluşturduğu kusursuz görünme baskısı olduğuna değinen Prof. Dr. Ahmet Metin, sosyal medya platformlarında görünen aşırı uzun protez tırnaklar, karmaşık tasarımlar ve sürekli değişen trendler gençleri evde uygulanan kontrolsüz kozmetik işlemlerine yönelttiğini söyledi. İnternetten kolayca satın alınabilen jel ve akrilik kitleri bilinçsizce kullanıldığında ciddi dermatolojik sorunlara yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Metin, ürünlerin içinde bulunan akrilat ve metakrilat gibi kimyasallar tam sertleşmeden cilde temas ettiğinde çok güçlü alerjik reaksiyonlara neden olabildiğini vurguladı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prof. Dr. Metin sözlerine şöyle devam etti: “Hastalarımız yalnızca parmaklarında değil, elleriyle yüzlerine dokundukları için göz kapaklarında, boyunlarında ve yüzlerinde şiddetli egzama tablolarıyla karşımıza geliyor. Son yıllarda kozmetik ürünlere bağlı alerjik egzama vakalarında ciddi bir artış görüyoruz. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kalıcı oje ve jel tırnak uygulamalarında kullanılan UV lambaları da masum değildir. Tek bir uygulamanın riski düşük olsa da bu işlemlerin sık tekrarlanması cilt yaşlanmasını hızlandırabiliyor ve zaman içinde hasar birikimine yol açabiliyor. Ayrıca uzun protez tırnaklar doğal tırnağa sürekli baskı uygulayarak tırnağın yatağından ayrılmasına neden olabiliyor. Bu boşlukta bakteriler ve mantarlar kolayca çoğalıyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özellikle yeşil renk değişikliğiyle karşımıza çıkan bakteriyel enfeksiyonlar oldukça sık görülüyor. Dermatoloji pratiğinde şunu da görüyoruz ki bazı kişilerde tırnak yeme veya tırnak çevresindeki deriyi koparma davranışı yalnızca bir alışkanlık değildir. Bu durum çoğu zaman kaygının, stresin ve psikolojik yüklerin bedensel bir dışavurumudur. Biz buna psikodermatolojik bir tablo olarak yaklaşıyoruz. Bazı durumlarda protez tırnak veya oje uygulamaları kişiye fiziksel bir engel oluşturarak destek sağlayabiliyor. Ancak asıl çözüm kişinin ruhsal yükünü fark etmek ve stres yönetimini güçlendirmektir. Ben özellikle gençlere ve ailelere şu mesajı vermek istiyorum. Bedenimiz bize emanet edilmiş çok değerli bir bütündür. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onu sosyal medyanın dayattığı kusursuzluk algısına göre şekillendirmeye çalışırken sağlığımızı riske atmamalıyız. Tırnaklarımızı korumanın en doğru yolu doğal yapıya saygı göstermek, hijyen kurallarına dikkat etmek ve gereksiz kimyasal temasından kaçınmaktır. Tırnak etlerini kesmemek, aşırı uzun tırnaklardan uzak durmak, güvenilir merkezleri tercih etmek, işlemler sırasında UV koruması sağlamak ve tırnaklara düzenli aralar vermek son derece önemlidir. Ağrı, renk değişikliği, şişlik, ayrılma ya da egzama gibi belirtiler görüldüğünde ise vakit kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/pau-hastanelerinden-kalici-oje-ve-protez-tirnak-uyarisi_6a450c6465274.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/pau-hastanelerinden-kalici-oje-ve-protez-tirnak-uyarisi/68650</link>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:43:39 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Dumansız Bir Gelecek İçin PAÜ&#039;den Anlamlı Uyarı</title>
                                    <description>Pamukkale Üniversitesi Hastaneleri, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında tütün endüstrisinin oyunlarına karşı gençleri ve aileleri uyardı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">HABER MERKEZİ</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tütün Endüstrisinin Yeni Hedefi Gençler</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1,3 milyar kişi tütün ürünü kullanıyor ve her yıl 8 milyon insan bu bağımlılık yüzünden hayatını kaybediyor. PAÜ Hastaneleri Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevin Başer Öncel, bu yılın temasının tütün endüstrisinin maskesini düşürmek olduğunu belirtti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Endüstrinin özellikle çocukları ve gençleri hedef aldığını vurgulayan Prof. Dr. Öncel, sigaraya başlamayı kolaylaştırmak için ürünlere şeker, meyve aromaları ve soğutucu maddeler eklendiğini ifade etti. Bu hilelerin zehirli kimyasalların sertliğini gizlediğini söyleyen Öncel, toplumu bu çekiciliğe karşı uyanık olmaya çağırdı.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Dumansız Bir Gelecek İçin PAÜ'den Anlamlı Uyarı" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/07/prof-dr-sevin-baser-oncel-6a450aeba0ca1.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Prof. Dr. Sevin Başer Öncel</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sigarayı Bıraktığınız An Vücut Yenileniyor</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sigara kullanımının akciğer kanseri, KOAH ve kalp hastalıklarının temel nedeni olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sevin Başer Öncel, bağımlılıktan kurtulmanın faydalarını anlattı. Tütün ürünü bırakıldığı andan itibaren vücutta olumlu değişimlerin başladığını belirten Öncel, ilk günlerde kalp atış hızı ve kan basıncının normale döndüğünü aktardı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlerleyen haftalarda akciğer kapasitesinin arttığını ifade eden Öncel, uzun vadedeki kazanımları şu şekilde sıraladı:</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1 Yıl Sonra: Kalp krizi riski yarı yarıya azalıyor.</strong></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">5 Yıl Sonra: İnme, ağız ve yemek borusu kanseri riskleri ciddi oranda düşerek hiç içmeyen birinin seviyesine yaklaşıyor.</span></li>
	<li style="margin-bottom: 11px;"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prof. Dr. Öncel, kanser gelişmiş olsa bile sigarayı bırakmanın tedavi etkinliğini artırarak ömrü uzattığını belirterek "Tütün kullanmayı bırakmanın en iyi yolu asla başlamamaktır" dedi.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/07/dumansiz-bir-gelecek-icin-pauden-anlamli-uyari_6a450af2be4ca.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/dumansiz-bir-gelecek-icin-pauden-anlamli-uyari/68649</link>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:38:56 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>PAÜ Hastaneleri’nden “Biz de Varız” Etkinliği</title>
                                    <description>PAÜ Hastaneleri Toplum Ruh Sağlığı Merkezi şizofreni ve diğer kronik ruhsal rahatsızlıklarla farkındalığı artırmak, amacıyla Biz de Varız etkinliği düzenlendi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">HABER MERKEZİ</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) tarafından, şizofreni ve diğer kronik ruhsal rahatsızlıklarla yaşayan bireylere yönelik toplumsal farkındalığı artırmak, önyargıları azaltmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla “Biz de Varız” etkinliği düzenlendi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">PAÜ Tıp Fakültesi Dekanlık Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını PAÜ Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Hakan Alkan yaptı. Ruh sağlığı alanında yürütülen koruyucu ve rehabilite edici hizmetlerin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hakan Alkan, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin danışanların toplumsal yaşama katılımını destekleyen çalışmalarının değerli olduğunu ifade ederek etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="PAÜ Hastaneleri’nden “Biz de Varız” Etkinliği" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/06/pau-biz-de-variz-etkinligi-6a42ad0d1e317.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">PAÜ “Biz de Varız” etkinliği</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Açılış konuşmasının ardından Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Ayşe Nur İnci Kenar katılımcılara hitap etti. Konuşmasında şizofreninin toplumda sanıldığı gibi korkulması gereken ya da bireyi tanımlayan bir durum olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Nur İnci Kenar, sözlerine şu şekilde devam etti: “Hastalık; diyabet ve hipertansiyon gibi, düzenli tedavi, takip ve destekle yönetilebilen kronik bir beyin hastalığıdır. Şizofreni tanısı alan bireyler, çoğu zaman hastalığın kendisinden çok toplumsal önyargılarla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Toplum Ruh Sağlığı Merkezimizde yürütülen çalışmaların temel amacı, danışanların toplumsal yaşamın içinde aktif ve üretken bireyler olarak yer almalarını sağlamaktır. Doğru tedavi, düzenli takip, aile desteği ve toplumun kapsayıcı yaklaşımı sayesinde danışanlar eğitimlerine devam edebilir, çalışma hayatında yer alabilir ve sosyal ilişkilerini sürdürebilirler. Psikiyatrik hastalıklara yönelik damgalanmanın ortadan kaldırılması oldukça önemlidir.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Konuşmaların ardından katılımcılara Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin faaliyetlerini tanıtan video gösterimi gerçekleştirildi. Program kapsamında danışanlar tarafından hazırlanan şiir dinletisi, tiyatro gösterisi, halk oyunları gösterisi ve koro performansı sahnelendi. Etkinlikte ayrıca nostalji şarkılarından oluşan müzik dinletisi sunuldu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Program boyunca danışanların hazırladığı el sanatları ve resim çalışmalarının yer aldığı “TRSM Danışanları El Sanatları ve Resim Sergisi” ziyaretçilerin ilgisine açıldı. Sergide danışanların yıl boyunca gerçekleştirdikleri çalışmalar sergilendi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Etkinlik sonunda danışanlar ve aileleriyle bir araya gelen katılımcılar, ruhsal hastalıklara yönelik önyargıların azaltılması, toplumsal kabulün artırılması ve sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi konusunda ortak mesaj verdi. PAÜ Hastaneleri Toplum Ruh Sağlığı Merkezi tarafından düzenlenen “Biz de Varız” etkinliği, danışanların toplumsal yaşama aktif katılımını destekleyen önemli bir farkındalık çalışması olarak gerçekleştirildi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/06/pau-hastanelerinden-biz-de-variz-etkinligi_6a42ad0338e15.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/pau-hastanelerinden-biz-de-variz-etkinligi/68622</link>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 20:32:35 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>PAÜ Hastaneleri&#039;nde Dijital Bilgilendirme Uygulaması Başladı</title>
                                    <description>Prof. Dr. Ahmet Metin, “Toplumda çoğu zaman basit bir yakınma olarak görülen ancak hastaların yaşamını ciddi şekilde etkileyen kaşıntılara karşı uyarıyoruz.”</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">HABER MERKEZİ</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin, “Toplumda çoğu zaman basit bir yakınma olarak görülen ancak hastaların yaşamını ciddi şekilde etkileyen kaşıntılara karşı uyarıyoruz.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">PAÜ Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin yaptığı açıklamada şunlara değindi: “Dünya Prurigo Günü vesilesiyle, toplumda çoğu zaman basit bir yakınma olarak görülen ancak hastaların yaşamını ciddi şekilde etkileyen kronik prurigo ve prurigo nodülaris hakkında farkındalık oluşturmak istiyoruz. Kronik prurigo, haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebilen yoğun kaşıntı ile seyreden kronik bir deri hastalığıdır.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="PAÜ Hastaneleri'nde Dijital Bilgilendirme Uygulaması Başladı" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/06/prof-dr-ahmet-metin-6a3cfcd2cf119.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Prof. Dr. Ahmet Metin</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kaşıma sonucunda deride kabarık, sert, kabuklu ve çoğu zaman iz bırakan lezyonlar gelişir. Bu durum hastalığın en sık görülen formlarından biridir ve lezyonlar genellikle nodül şeklinde olup; bu hastalık yalnızca deriyi etkileyen bir sorun değildir. Günümüzde kronik prurigonun deri, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi arasındaki karmaşık etkileşim sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiddetli kaşıntı kaşımayı, kaşıma yeni yaraları, yeni yaralar ise daha fazla kaşıntıyı tetikleyerek bir kısır döngü oluşturur. Bu döngü kırılmadığında hastalık kronikleşir ve yaşam kalitesi önemli ölçüde bozulur.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">En belirgin özelliği şiddetli ve inatçı kaşıntıdır. Kaşıntı özellikle gece saatlerinde artabilir ve uyku düzenini bozabilir. Hastalarda yanma, batma, ağrı ve hassasiyet gibi yakınmalar da görülebilir. Uzun süren kaşıntı nedeniyle oluşan deri lezyonları zamanla kalıcı izlere yol açabilir ve atopik dermatit, kronik egzama, böbrek ve karaciğer hastalıkları, diyabet, tiroid hastalıkları ve bazı nörolojik hastalıklarla birlikte görülebilir. Ayrıca uyku bozukluğu, anksiyete, depresif belirtiler ve sosyal izolasyon gibi sorunlara da neden olabilir. Bu nedenle hastaların yalnızca deri bulguları değil, genel sağlık durumları da bütüncül olarak değerlendirilmelidir.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prof. Dr. Ahmet Metin: " Kaşıntı bazen yalnızca bir belirti değil, başlı başına ciddi bir hastalığın sesi olabilir."</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Tedavide amaç kaşıntıyı azaltmak, kaşıma döngüsünü kırmak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Nemlendiriciler ve topikal tedavilerden fototerapiye, bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlardan yeni nesil biyolojik tedavilere kadar farklı seçenekler bulunmaktadır. Son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik tedaviler bu hastalar için önemli umutlar sunmaktadır. Hastaların düzenli nemlendirici kullanmaları, deriyi tahriş eden uygulamalardan kaçınmaları, tırnaklarını kısa tutmaları ve dermatoloji uzmanlarının önerilerine uygun şekilde takiplerini sürdürmeleri önerilmektedir. Unutulmamalıdır ki bu hastalık bulaşıcı değildir ve kişisel temizlik eksikliğinden kaynaklanmaz.” diyen Prof. Dr. Ahmet Metin, sözlerine şöyle devam etti: “Uzun süren kaşıntı ve kaşımaya bağlı gelişen nodüler deri lezyonları ihmal edilmemeli ve mutlaka</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">dermatoloji uzmanlarına başvurulmalıdır. Kronik kaşıntıyı ciddiye alalım, hastaları suçlamayalım ve erken tanı ile doğru tedavi sayesinde yaşam kalitesini birlikte yükseltelim.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/06/pau-hastanelerinde-dijital-bilgilendirme-uygulamasi-basladi_6a3cfccaa1529.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/pau-hastanelerinde-dijital-bilgilendirme-uygulamasi-basladi/68556</link>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:00:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>LINAC CİHAZI YENİLENEREK TEKRAR HİZMETE GİRDİ…</title>
                                    <description>Radyoterapi uygulamalarının akıllı teknolojisi LINAC (Doğrusal Hızlandırıcı) cihazı yenilenerek Denizli Devlet Hastanesi’nde tekrar hizmet vermeye başladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">HABER MERKEZİ</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onkoloji alanında büyük katkılar sağlayan ve radyoterapi uygulamalarının akıllı teknolojisi olarak nitelendirilen LINAC (Lineer Akseleratör- Doğrusal Hızlandırıcı) cihazı yenilenerek Denizli Devlet Hastanesi’nde tekrar hizmet vermeye başladı.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="LINAC CİHAZI YENİLENEREK TEKRAR HİZMETE GİRDİ…" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/06/linac-cihazi-6a3cfbf6e32c4.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">LINAC CİHAZI</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Denizli’de kanser hastalarının tedavisinde önemli bir yer tutan LINAC cihazı yenilendi. LINAC cihazıyla birlikte kanser tedavisinde yüksek hassasiyetli ışınlama yapılırken, cihaz vücut içinde hareket eden tümörlerin ve etrafındaki sağlıklı organların anlık görüntülerini alıyor bu sayede radyoterapi, tümörlü bölgeye daha doğru bir şekilde uygulanırken çevredeki sağlıklı dokular da mümkün olduğunca korunmuş oluyor. Özellikle küçük tümörlerin tedavi edilme noktasında yüksek hassasiyetle ışınlama yapıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Denizli İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Berna Öztürk, Denizli Devlet Hastanesi Yönetimi, Medikal Onkoloji,Radyasyon Onkoloji, Cerrahi Onkoloji ve Gastroenteroloji Cerrahi Hekimleri ile birlikte yenilenen LINAC cihazında incelemelerde bulundu. Radyoterapi Merkezi Sorumlu Hekimi Uz. Dr. Nihal Dağ’dan cihazla ilgili detaylı teknik bilgi aldı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk Denizli’de kanserle yürütülen mücadelede koruyucu sağlık hizmetlerinden erken teşhise, tarama programlarından modern tedavi yöntemlerine kadar çok yönlü bir çalışma yürütüldüğünü belirterek, bu konuda Denizli’nin öncü şehirlerden birisi olduğuna dikkat çekti. Öztürk; “Kanser, günümüzün en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Ancak erken teşhis ve doğru tedavi ile birçok kanser türünde başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür. Bu nedenle ilimiz genelinde vatandaşlarımızın kanser taramalarına katılımını artırmak için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. KETEM'lerimiz, Sağlıklı Hayat Merkezlerimiz ve Aile Sağlığı Merkezlerimiz aracılığıyla meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramalarını ücretsiz olarak gerçekleştiriyoruz” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kanser tedavisinde multidisipliner yaklaşım içerisinde teknolojik altyapının büyük önem taşıdığını vurgulayan Öztürk; “Denizli Devlet Hastanemizde, Genel Cerrahi, Gastroenteroloji Cerrahi, Jinekoloji Onkoloji, Cerrahi Onkoloji, Patoloji, Radyoloji, Nükleer Tıp, Radyasyon Onkolojisi ve Medikal Onkoloji bölümlerimiz uyum içinde çalışarak kanser hastalarının tanısından tüm tedavi aşamalarına kadar hizmet vermektedir. Erken teşhis kadar tedavi sürecinde kullanılan teknolojiler de hayati önem taşımaktadır. Denizli Devlet Hastanesi’nde yenilenerek tekrar hizmete aldığımız LINAC cihazı sayesinde ışın tedavileri çok daha hassas şekilde uygulanabilecek, tümörlü dokular hedef alınırken, diğer organlar maksimum şekilde korunacak. Hareket eden tümörlerin ve etrafındaki sağlam organların kesin konumunu belirleyen LINAC adeta navigasyon görerek ışının tam adrese ulaşmasını sağlayacak. LINAC cihazının görüntüleme ve yapay zekâ destekli planlama altyapısı ile yüzey takip sistemlerinin birleşimi; tedavi güvenliğini artıracak, kurulum sürelerini kısaltarak hasta konforunu belirgin şekilde iyileştirecek. Pankreas, prostat, karaciğer, rektum, baş-boyun kanserleri, meme kanserleri, akciğer ve beyin tümörleri gibi kanser türlerinin tedavisinde LINAC cihazından faydalanabileceğiz. Bizim en büyük hedefimiz bu zorlu süreçte hastalarımıza</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">yalnızca tedavi sunmak değil, aynı zamanda güven vermek, konfor sağlamak ve en iyi sağlık hizmetini sunmaktır. Cihazımızın ilimize ve bölgemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/06/linac-cihazi-yenilenerek-tekrar-hizmete-girdi_6a3cfbee25e52.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/linac-cihazi-yenilenerek-tekrar-hizmete-girdi/68555</link>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:56:08 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Denizli Meydanlarında Hayat Kurtaran Yerli Teknoloji</title>
                                    <description>Denizli Bayramyeri ve 15 Temmuz Delikliçınar meydanlarında ASELSAN Türk mühendisler tarafından üretilen i yerli OED cihazları göreve başladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">HABER MERKEZİ</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ani kalp durmalarına karşı geliştirilen yerli ve milli teknoloji Denizli sokaklarında yerini aldı. Sağlık Bakanlığı ve ASELSAN işbirliğiyle Türk mühendisler tarafından üretilen Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları, şehrin en yoğun noktalarında vatandaşların hizmetine sunuldu. Sosyal hareketliliğin en yüksek olduğu Bayramyeri ve 15 Temmuz Delikliçınar meydanlarına yerleştirilen bu cihazlar, acil durumlarda profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar kritik bir köprü vazifesi görecek.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Denizli Meydanlarında Hayat Kurtaran Yerli Teknoloji" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/06/oed-cihazi-6a39f7550eeef.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Akıllı Sistemle Hatalı Müdahale Riski Sıfıra İniyor</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yerli OED cihazı, ani kalp durması yaşayan hastaların hayata tutunmasını sağlamak amacıyla en güncel teknolojilerle donatıldı. Cihaz, entegre Türkçe sesli komut sistemi sayesinde çevredeki ilk yardımcılara adım adım rehberlik ediyor. Hastanın kalp ritmini saniyeler içinde analiz eden yapay zekalı sistem, şok uygulanıp uygulanmayacağına tamamen kendi karar veriyor. Bu sayede panik anında yapılabilecek hatalı müdahale riski tamamen ortadan kalkıyor ve ilk yardım eğitimi olan herkes tarafından güvenle kullanılabiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlk Yardım Bilinci Toplumsal Reflekse Dönüşüyor</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Projenin Denizli ayağındaki kurulum süreçlerini değerlendiren Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, bu adımın acil sağlık hizmetlerinde büyük bir devrim olduğunu vurguladı. Öztürk, projenin temel amacının "İlk yardım hayat kurtarır" anlayışını toplumda kalıcı bir refleks haline getirmek olduğunu belirtti. 112 acil ekipleri olay yerine intikal edene kadar geçen sürenin hayati önem taşıdığını hatırlatan Öztürk, yerli cihazların kalabalık alanlarda olası can kayıplarının önüne geçeceğini ifade etti. Türkiye genelinde yaygınlaştırılması hedeflenen bu teknoloji yatırımı, Denizli halkı için büyük bir güvence kaynağı oldu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/06/denizli-meydanlarinda-hayat-kurtaran-yerli-teknoloji_6a39f760c4c3a.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK,DENİZLİ GÜNCEL</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/denizli-meydanlarinda-hayat-kurtaran-yerli-teknoloji/68513</link>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 05:53:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Denizli Büyükşehir, sınavdaki gençleri ve babaları unutmadı</title>
                                    <description>Denizli Büyükşehir Belediyesi, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) katılan binlerce gencin ve ailelerin heyecanını paylaştı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;">HABER MERKEZİ</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Denizli Büyükşehir Belediyesi, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) katılan binlerce gencin ve ailelerin heyecanını paylaştı. Sınav günlerinde ücretsiz ulaşım hizmetiyle adayların sınav merkezlerine ulaşmasını sağlayan Büyükşehir Belediyesi, okul önlerinde kurduğu ikram noktalarıyla da vatandaşların içini serinletti. Sınav için evlatlarını bekleyen babalar da unutulmadı, Babalar Günü dolayısıyla çeşitli hediyeler takdim edildi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Denizli Büyükşehir Belediyesi, geleceğin teminatı olan gençlerin üniversite kapılarını araladığı YKS maratonunda, adayları ve refakatçilerini yalnız bırakmadı. Sınav giriş belgelerini gösteren tüm üniversite adayları, Büyükşehir Belediyesi’ne ait otobüslerden ücretsiz olarak faydalandı. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından sınavın gerçekleştirildiği okulların çevrelerinde kurulan mobil stantlar aracılığıyla binlerce vatandaşa soğuk su, ayran ve pilav dağıtımı yapıldı.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Denizli Büyükşehir, sınavdaki gençleri ve babaları unutmadı" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/06/yks-sinavi-6a38e7c602760.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">yks sınavı</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Babalar Günü’nde anlamlı jest</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sınav heyecanını okul önlerinde yaşayan veliler arasında yer alan babalar da özel günlerinde unutulmadı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi ekipleri, Babalar Günü dolayısıyla evlatlarını bekleyen babalara çeşitli hediyeler vererek bu anlamlı günde yanlarında oldu. Ekipler ayrıca 3. Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren esnaf ve vatandaşların da Babalar Günü’nü kutlayarak günün anlamına uygun bir dayanışma örneği sergiledi.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gençlerin geleceğe attığı bu önemli adımda yalnız bırakılmadıklarını hissettiren uygulama hem adaylardan hem de velilerden tam not aldı. Okul önlerinde çocuklarının başarısı için dua eden aileler, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/06/denizli-buyuksehir-sinavdaki-gencleri-ve-babalari-unutmadi_6a38e7cc7eb0c.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK,DENİZLİ GÜNCEL</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/denizli-buyuksehir-sinavdaki-gencleri-ve-babalari-unutmadi/68500</link>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:41:55 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Protein Tozu Kullananlar Dikkat: Cildinizden Olabilirsiniz</title>
                                    <description>PAÜ Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin, sporcu takviyeleri ve protein tozları hakkında açıklamada bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">HABER MERKEZİ</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin, sporcu takviyeleri ve protein tozlarının bilinçsiz kullanımının özellikle sivilce, saç dökülmesi ve alerjik reaksiyonları artırabildiğini belirterek açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">PAÜ Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Sporcu takviyeleri ve protein tozları son yıllarda özellikle gençler arasında çok yaygın şekilde kullanılmaktadır. Ancak bu ürünlerin tamamen zararsız olduğu düşüncesi doğru değildir. Klinik gözlemler ve bilimsel veriler, bu takviyelerin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımının cilt, hormon dengesi ve genel sağlık üzerinde bazı olumsuz etkiler oluşturabileceğini göstermektedir.</span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Protein Tozu Kullananlar Dikkat: Cildinizden Olabilirsiniz" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/06/prof-dr-ahmet-metin-6a3659bc024a0.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Prof. Dr. Ahmet Metin</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özellikle whey (peynir altı suyu) proteini gibi süt bazlı proteinlerin bazı kişilerde vücutta insülin ve büyüme faktörü düzeylerini artırarak sivilceyi tetikleyebildiği bilinmektedir. Bu durum yüz, sırt ve göğüs bölgesinde inatçı ve şiddetli sivilce artışlarına yol açabilir. Bazı kişilerde takviye bırakıldığında sivilceler azalmakta, yeniden kullanıldığında tekrar artmaktadır. Piyasada bulunan sporcu takviyeleri yalnızca protein içermeyebilir.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İçlerinde vitamin, mineral, kreatin gibi maddelerin yanında bazen etikette yazmayan ek maddeler de bulunabilmektedir. Özellikle yüksek dozda alınan B vitaminleri, iyot ve selenyum gibi maddeler; sivilce, saç dökülmesi ve tırnaklarda zayıflama gibi sorunlara yol açabilir. Daha ciddi bir risk ise bazı ürünlerde yasa dışı şekilde eklenebilen anabolik steroidlerdir. Bu maddeler ciltte şiddetli sivilce, saç dökülmesi, çatlaklar ve hormon dengesinde bozulma gibi önemli sorunlara neden olabilir. Ayrıca bezelye, soya ve acı bakla gibi bitkisel protein kaynakları da bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara, nadiren de ciddi alerjik şoklara yol açabilir.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><strong><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Uzun süre ve yüksek dozda bilinçsiz kullanım hormon dengesini bozabilir, karaciğer ve böbrekler üzerinde ek yük oluşturabilir. Bu nedenle zararsız olarak görülmemelidir.”</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sporcu takviyeleri ve protein tozlarının uzun süre ve yüksek dozda bilinçsiz kullanımının vücutta hormon dengesini bozabileceğini, karaciğer ve böbrekler üzerinde ek yük oluşturabileceğini ve bu nedenle zararsız ürünler olarak görülmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Metin sözlerine şu ifadelerle devam etti: “Sosyal medyada ve reklamlarda yer alan hızlı sonuç vaatlerine karşı dikkatli olunmalıdır. Doğal veya bitkisel ifadeleri her zaman güvenli anlamına gelmez. Özellikle açıklanamayan sivilce, saç dökülmesi veya cilt sorunları yaşayan kişilerin kullandıkları tüm takviyeleri doktorlarına bildirmesi önemlidir. Sonuç olarak protein tozları ve sporcu takviyeleri ancak gerektiğinde, doğru dozda ve uzman kontrolünde kullanıldığında daha güvenli olabilir. Bunun dışında bilinçsiz kullanım ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Kas gelişiminin temelinin dengeli beslenme ve düzenli egzersiz olduğu unutulmamalıdır. Takviyeler sadece destek amaçlı düşünülmelidir. Kamuoyunun bu konuda bilinçli hareket etmesi ve kontrolsüz ürün kullanımından kaçınması gerektiğini önemle belirtirim.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/06/protein-tozu-kullananlar-dikkat-cildinizden-olabilirsiniz_6a3659b1222c6.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/protein-tozu-kullananlar-dikkat-cildinizden-olabilirsiniz/68481</link>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 12:10:19 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>PAÜ Hastanelerinden ALS Günü Açıklaması</title>
                                    <description>PAÜ Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selma Tekin, Dünya Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS) Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px">HABER MERKEZİ</p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">PAÜ Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Selma Tekin yaptığı açıklamada şunlara değindi: “Her yıl 21 Haziran'da Dünya ALS Günü vesilesiyle, toplumda yeterince bilinmeyen ancak etkileri son derece ağır olan ALS hastalığına dikkat çekmek istiyorum. ALS, yani Amiyotrofik Lateral Skleroz, hareketlerimizi kontrol eden sinir hücrelerinin zamanla hasar görmesi sonucu ortaya çıkan ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Hastalık, kişinin kas gücünü giderek azaltırken; zihinsel fonksiyonları, hafızayı ve bilinç durumunu çoğu zaman korur. Bu nedenle ALS hastaları, yaşadıkları fiziksel kayıpların büyük bölümünün farkında olarak zorlu bir süreç geçirirler. </span></p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="PAÜ Hastanelerinden ALS Günü Açıklaması" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.denizlimuhabir.com/uploads/2026/06/doc-dr-selma-tekin-6a3658ab9018d.jpg" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Doç. Dr. Selma Tekin</figcaption>
</figure>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ALS'nin ilk belirtileri kişiden kişiye değişebilmekle birlikte; kol veya bacaklarda güçsüzlük, günlük işlerde zorlanma, kas seyirmeleri, kramplar, konuşma bozukluğu ve yutma güçlüğü en sık karşılaştığımız bulgulardır. Hastalık ilerledikçe yürüme, konuşma, beslenme ve solunum fonksiyonları etkilenebilir. Genellikle 50-65 yaş arasında ortaya çıkan ALS, erkeklerde bir miktar daha sık görülmektedir. Ülkemizde yaklaşık 6.000 ila 8.000 kişinin ALS ile yaşadığı tahmin edilmektedir. Vakaların küçük bir bölümünde genetik geçiş söz konusu olsa da hastalığın kesin nedeni bugün hâlâ tam olarak açıklanabilmiş değildir.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doç. Dr. Selma Tekin: “ALS, kas hareketlerini ilerleyici şekilde kısıtlayan bir hastalıktır; erken tanı ve destek yaşam kalitesini artırır.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tanı sürecinde ayrıntılı nörolojik değerlendirme, hasta öyküsü ve özellikle Elektronöromiyografi (ENMG) incelemesinin büyük önem taşıdığına değinen Doç. Dr. Selma Tekin sözlerine şöyle devam etti: “Gerektiğinde görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar testlerinden de yararlanılmaktadır. Günümüzde ALS'yi tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmamakla birlikte, erken tanı ve multidisipliner yaklaşım sayesinde hastalarımızın yaşam kalitesini ve yaşam sürelerini artırmak mümkündür.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-size:18px;"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlaç tedavilerinin yanı sıra fizik tedavi, solunum desteği, beslenme düzenlemeleri ve psikolojik destek tedavinin ayrılmaz parçalarıdır. Bir hekim olarak vurgulamak isterim ki ALS ile mücadele yalnızca hastaların ve ailelerinin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Hastalarımızın karşılaştıkları fiziksel, sosyal ve psikolojik zorlukları anlamak, onlara destek olmak ve bu alandaki bilimsel araştırmaları teşvik etmek büyük önem taşımaktadır. Dünya ALS Günü'nün, hastalığa yönelik farkındalığın artmasına, erken tanının öneminin anlaşılmasına ve ALS ile yaşayan bireylerin seslerinin daha güçlü duyulmasına katkı sağlamasını diliyorum.”</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.denizlimuhabir.com/media/2026/06/pau-hastanelerinden-als-gunu-aciklamasi_6a3658b3e4012.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Denizli Muhabir</author>
                <link>https://www.denizlimuhabir.com/pau-hastanelerinden-als-gunu-aciklamasi/68480</link>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 12:07:41 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
