Gülsen Boyacı ERTÖR

Gülsen Boyacı ERTÖR

hayata dair

Hayatım Sınav…

19 Şubat 2020 - 09:05

Bazen tırmanırken yaşadığımız zorluklara o kadar odaklanırız ki, sadece tırmanacak bir dağımız olduğuna bile şükretmeyi unuturuz.

Oprah Winfrey

Aslında daha önce bu konuya değinmiştik. Ancak yeterli gelmemiş olacak ki sizlerden gelen talep doğrultusunda sınavlara az bir süre kala bu hafta ve gelecek hafta sınav kaygısı nedenleri ve çözümleri konularında size ipuçları vermeye çalışacağım.

Sınav Kaygısı Nedenleri ve Çözüm Önerileri

Sınavlar esnasında ve öncesinde;

- Dikkatsizlik yüzünden çok sayıda hata yapıyorsanız, - Daha önce öğrenmiş olduğunuz ve hatırladığınız konuları hatırlayamıyorsanız, - Zihninizin donduğunu, bulanıklaştığını ve tam olarak düşünemediğinizi hissediyorsanız, - Soruları çok fazla irdeleyip zor ve karmaşık görüyor aslında basit cevabı kaçırıyorsanız, - Mide bulantısı, göz kararması, terleme, çarpıntı vb. yaşıyorsanız ve çok çalıştığınız halde sınav heyecanı yüzünden başarısız oluyorsanız,

Yoğun bir sınav kaygısı yaşıyor olabilirsiniz. Ancak yerinde ve zamanında alınacak önlemlerle bu kaygıyı azaltmak ve kontrol altına almak mümkündür.

Bu yazının amacı kaygı nedir, sınav kaygısı nedir, sınav kaygısının etkileri ve kaynakları nelerdir, sınav kaygısı hangi durumlara bağlı olarak gelişir? tüm bu noktaları netleştirmek ve sınav kaygısı yaşayan öğrenciler ve onların ebeveynlerine kaygıyla baş etmeye yönelik çeşitli teknikler göstermek ve önerilerde bulunmaktır.

Ülkemizde Prof. Dr. Acar Baltaş tarafından sınav kaygısı ile ilgili bir geniş çaplı bir araştırma yapılmıştır. Baltaş’ın 5250 öğrenci üzerinde yaptığı araştırmaya göre sınavlara hazırlanan öğrencilerin kaygı düzeyi, ameliyata girecek genel cerrahi hastalarının kaygı düzeyinden daha yüksek bulunmuştur.

Bu araştırmadan yola çıkarak sınav kaygısının sınava hazırlanan öğrenciler üzerinde ne kadar büyük bir etkiye sahip olduğu fark edilebilir. Yaşantılarımızı etkileyen iki ana unsur vardır: Bunlardan birincisini doğuştan getirdiğimiz yani genlerle nesilden nesile aktarılan özelliklerimiz, diğeri ise sonradan öğrenilen bilgilerin oluşturduğu özelliklerimizdir.

Doğuştan getirilen özelliklerin insan ruh sağlığı üzerindeki etkisi netlik kazanmamıştır ve bilimin çalışma alanın oluşturur; ancak yaşantılarımızı etkileyen ikinci ana unsur olan sonradan öğrenilen özelliklerin neden sonuç ilişkisi diğerine göre daha net ve anlaşılabilir bir nitelik taşımaktadır.

Yaşadığımız duygu durumlarının ise büyük oranda sonradan öğrenilen veya edinilen özelliklerin etkisi altında şekillendikleri düşünülmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak kaygı, korku ve heyecanlarımızın doğuştan getirilen özelliklerden ziyade sonradan öğrendiğimiz duygular olduğu söylenebilir. Dolayısıyla sonradan edindiğimiz bu duyguların yine bizim tarafımızdan değiştirilmesi veya yok edilmesi mümkün görünmektedir.

Aşırı sınav kaygısını da yaşantılarımıza bağlı olarak sonradan edindiğimiz olumsuz bir duygu durumu olduğunu kabul edersek bunu olumluya çevirmek ya da yok etmek mümkün görünmektedir.

Kaygı Nedir?

En genel anlamıyla kişinin içsel bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık ve stres durumuna kaygı denir. Burada içsel uyaran kavramın açıklamak gerekirse; aslında kaygı, korkudan farklı olarak somut olarak var olmayan, tamamen kendi içimizde ihtimaller doğrultusunda zihnimizde geliştirdiğimiz uyaranlara duyulan bir tepki niteliği taşır.

Korku duygusunda ise, korkmamıza neden olan dış bir uyaran vardır. Bir örnekle bu durumu açıklamak gerekirse; Köpekten korkan birisinin köpek olan bir evin bahçesinden geçerken yaşadığı duyguya korku denir, çünkü korku hissetmesine neden olan dış bir uyaran yani köpek mevcuttur. Kişinin başka sefer bahçeye girdiğinde köpeği hiçbir şekilde algılamadan acaba köpek çıkar mı düşüncesi ile yaşadığı duyguya ise kaygı denir çünkü köpek çıkma ihtimali zihninde kaygıyı tetikleyen bir hal almıştır.

Özellikle vurgulanması gereken bir diğer konu ise şudur; kaygının belli bir seviyede olması kişiyi motive ederek yaşamda daha aktif bir rol almasını, ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı kendini korumasını sağlar, ancak ölçüyü aşan bir kaygı hem bedensel, hem zihinsel hem de duygusal olarak olumsuz etkiler bırakarak kişinin potansiyelini hayata aktarmasında ciddi bir engel teşkil edebilir.

Kaygının Belirtileri

Kaygının belirtileri; fiziksel, zihinsel, duygusal, davranışsal ve sosyal olmak üzere beş alanda ele alınabilir:

- Kaygının Fiziksel Belirtileri: Kalp atışında hızlanma; nefes almada güçlük çekme; nefes alış verişinin hızlanması; mide bulantısı, ishal, sık sık idrara çıkma; ellerde ve ayakta titreme, uyuşma, karıncalanma; terleme, üşüme, yüz kızarması, kaslarda gerginlik; göz kararması, baş dönmesi, baş ağrısı; uykusuzluk, halsizlik vb. gibi haller.

Ayrıca yalnızca sınav esnasında burun akıntısına, mide bulantısına, tuvaletin gelmesi vs. de sınav kaygısına işaret olabilir.

- Kaygının Zihinsel Belirtileri:
Dikkati toplamada güçlük; unutkanlık; düşüncelerini organize etmede zorlanma; odaklanma problemleri; okuduğunu anlamada güçlük; felaket yorumları içeren düşünce ve inançlar.
- Kaygının Duygusal Belirtileri:
Huzursuzluk, sinirlilik, gerginlik, korku, endişe, panik, heyecan, güvensizlik gibi duygular.
- Kaygının Davranışsal Belirtileri:
Kaçma (Ders çalışmayı bırakma), kaçınma ( Ders çalışmayı erteleme) şeklinde örnek gösterilebilir.
Kaygının Sosyal Belirtileri:
Aile ve arkadaşlardan uzaklaşmak, yalnız kalmayı istemek, sosyal geri çekilme, aşırı sosyalleşerek ders çalışmayı ertelemek olabilir.

Sınav Kaygısının Öğrenciler Üzerindeki Etkileri

Öncelikle, yaşanılan yoğun kaygı öğrencinin ruhsal yaşantısında ciddi tahribatlara neden olabilir, kişi kaygının yanı sıra umutsuzluk, mutsuzluk, çaresizlik, kendisine veya başkalarına yönelik yoğun öfke hatta sınavla ilgili kâbuslar görmeye kadar olumsuz duygular yaşayabilir. Bu olumsuz duygular sınav sonrasında yok olacağı gibi tam tersi etkileri aylar hatta yıllar sürebilir.

Yoğun kaygı yaşanılan durumlarda kişilerin zihinsel becerileri ciddi anlamda zayıflar, diğer bir deyişle kaygı sisteme o kadar hâkim olur ki kişinin bilgiyi transfer etme, hatırlama, dikkati bir noktaya toplama, okuduğunu anlama gibi yetenekleri sekteye uğrar. Bu durum kişinin çalışmasına engel olduğu gibi, bu becerileri kullanamama kaynaklı ekstra bir stres ve kaygı durumuna yol açar.

Zihnin uzun bir süre kaygıyla meşgul olması kişinin sadece zihinsel enerjisini değil, fiziksel enerjisini ve sağlığını da olumsuz anlamda

etkileyen bir durum ortaya çıkartır. Bir süre sonra kişide yorgunluk, uykusuzluk, bitkinlik gibi durumlar ortaya çıkar.

İfade edilemeyen, görmezden gelinen veya içe atılan olumsuz duygular bir süre sonra bedende kendini gösterme eğilimi taşır çünkü beden ve zihin aslında bir bütünün parçalarıdır. Dolayısıyla yaşanılan çok yoğun sınav kaygısı; sınavlar öncesinde ve sınav esnasında mide ağrısı, baş ağrısı, eklem ağrıları ya da cilt sorunları vb. şeklinde fiziksel rahatsızlıklar olarak ortaya çıkabilir.

Unutmayın hayatın kendisi bir sınav… Ve insan her sınavdan başarılı çıkmak zorunda değil. Bazen başarısızlıklar başarıdan daha çok şey öğretir insana. Önemli olan vazgeçmeden yoluna devam etmek.

Sevgiyle kalın…

İyi haftalar

YORUMLAR

  • 1 Yorum