Gülsen Boyacı ERTÖR

Gülsen Boyacı ERTÖR

hayata dair

Sevgi...       

08 Nisan 2020 - 11:10

“Aşk evliliğin şafağı,
Evlenme aşkın akşamıdır.”De Fin

Yaşam yolculuğunda üç türlü sevgiyle iç içeyiz. Bunlardan;

Birincisinin adı ‘Eğer türü sevgi’


Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgidir bu. Eğer iyi olursan annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli bir kişi olursan seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome “En çok rastlanan sevgi türü budur.” Diyor. Bir şarta bağlı sevgi. Karşılık bekleyen sevgi… “Sevenin, istediği bir şeyin sağlanmasının karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi türüdür bu. Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır. Evliliklerin pek çoğu “Eğer” türü sevgi üstüne kurulduğu için çabuk yıkılıyor.

Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış, romantik görüntüsüne âşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde kırıklıklar başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. Maalesef en son saf olması gereken anne-baba sevgisinde bile ‘eğer’ türüne rastlanıyor. Aslında insanlar ‘eğer’ türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler…

İkinci tür sevgi; "Çünkü türü sevgi' dir."

Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şey sahip olduğu, bir şey başardığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. “Seni Seviyorum çünkü çok yakışıklısın. Seni seviyorum; çünkü çok popüler, çok zengin ve çok ünlüsün. Seni seviyorum; çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki…” şeklindeki ifadeler bu tür sevgiye örnektir.

"Mutlu ve başarılı olmanın,
gerçekten istediğiniz her şeye kavuşmanın yolu; kilitlerin şifresini elde etmekten geçer.”


‘Eğer’ türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan, büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir. Egomuzu okşar. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler.

Kaldı ki, bu tür sevgi de yükler getirir insana, insanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek nitelikleri olanlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman sevenlerine artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşam sonsuz sevgi kazanma isteği ve rekabet girer. Ailenin en büyük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. BMW ile gelen delikanlı Ferrari ile gelene içerler. “O halde bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?”

‘Çünkü’ türü sevgi de gerçek ve sağlam sevgi olamaz. “Bu tür sevginin güven vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var. Birincisi; “Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyim?” korkusu. İkincisi de; “Ya bugün ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa?” korkusu. Japonya’da bir kuru temizleyicide çalışan dünya güzeli bir kızın yüzü patlayan kazan yüzünden parçalanmış. Kız fena halde çirkinleşince nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha kötüsü, aynı şehirde yaşadığı anne ve babası onu artık ziyarete bile gitmemişler. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne kurulmuş olduğundan bir günde yok olmuş.
Kız bir ay sonra kahrından ölmüş. “Toplumlardaki sevgilerden çoğu ‘çünkü’ türündendir. Bu sevgi kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür.” Diyor. Peki, o zaman gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği…

Nedir peki bu gerçek sevgi, en güzel sevgi?

Üçüncü tür sevgi; ‘Rağmen’ diye adlandırılır.


Bir koşula bağlı olmadığı için, karşılığında bir şey beklemediği için ‘Eğer’ türü sevgiden farklıdır bu. Sevilen kişini bir niteliğinden değildir. Bu üçüncü tür sevgide insan bir şey olduğu için değil, bir şey olmasına rağmen sevilir.

“Getirisi ne olursa olsun mutluluk,
yalnızca var olduğu anda yaşanılabilinir?”.                                                
Mutlu Kalın...                                                 
Sevgiyle EVDE Kalin

YORUMLAR

  • 1 Yorum