Metin ALKAN

Metin ALKAN


İLAHİ UYARI, İKAZ, HAYIR VE ŞER (KOVİT-19)

03 Aralık 2020 - 18:31 - Güncelleme: 07 Aralık 2020 - 16:21


Rahman ve Rahim olan AllaH’ın adıyla

“Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah'ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı.” (Bâkâra Sûresi, 120. Âyet-i Celile)
Peki bu Âyeti Celile, aslında bize, Müslümânlara ne anlatıyor, biraz açalım mı:

Âyet’te meâlen denilmek isteniyor ki;
Sen onların, yani, Siyonun Ehl-i Sâlip’inin (Siyonist ve Emperyalistlerin) HAYDUT DEVLERİNİN, onların destekçileri olan milletlerinin, amaç ve emelleri ile zûlüm düzenlerine tâbi olmadıkça, Yahudi ve Hristiyanlar (Fark etmeksizin), asla ve kat’â Senden ve dolayısıyla da, Hz. Muhammed(sav)’in dâ’vetine icâbet eden Ehl-i İmândan/Müslümânlardan ne râzı olacak ne de sizden memnun kalacaklardır.

Ancak, “Ama hem Yahudi olanlar ve hem de Hristiyan olan devletler ve yönetimleri, milletleri ile birlikte, bizim Müslümân olduğumuzu da bilmelerine rağmen, hem bizi seviyorlar, bizden memnunlar ve bu nedenle de bizlere hemen her konuda yardım ediyorlar” diyorsan, anlamalısın ki, sen yolunu kaybetmişsin, onların yoluna girmişsindir.

Müslümân için tek bir kurtuluş ve doğru yol vardır o da, Allah(cc)’ın yoludur. Dolayısıyla da o yolda rehberlik eden ve izlenecek rotayı çizen Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (SAV)’in sünneti ve sistemidir.

Hiç Şüphesiz ki, Âyet-i Celile’de de ikâz edilmiş ve uyarılmış olmana rağmen, Siyonun Ehl-i Sâlîp’inin, HAYDUT DEVLERİNİN, sistem, istek, arzû ve hevâlarına (şeytâni
uygulamalarına) uymaya başlarsan, onların yolundan ilerlersen, bilki, artık sana kûlluk vâzifelerini bildiren ve sisteminden ayrılmamanı emreden Allah(cc) tarafından, sana ne bir dost, ne de bir yardımcı kalmayacaktır, dost tuttuğun/edindiğin Siyonun Ehl-i Sâlîp’inin sistemleri ve adamları da seni tuzaklara çekecektir!

İlahî uyarı, ikâzı, hâyr ve şerrin ne olacağı anlatılmış olmaktadır.
Bakalım, bu uyârı ve ikâzların hangilerine uyulmamış ki, bu kez de, Corona Virüsü üzerinden yeniden hatırlatma yapılıyordur!

Allah(cc) ne Emrediyor, Biz Müslümânlar ne yapıyoruz:
“Namazı kılın, zekâtı verin. Önceden kendiniz için ne hayır yaparsanız onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı eksiksiz görür.” (Bâkârâ Sûresi, 110. Âyet-i Celile)
Müslümânlar Allah(cc)’ın mı emrine uydu, yoksa Siyonun HAYDUT DEVLETLERİNİN isteklerini mi emir kâbûl etmiştir?

Allah(cc) (İslâmiyet öncesini hesaba katınız veya katmayınız, siz bilirsiniz), Dünyanın en zenginleri de, en fâkirleri de Müslümânlardan çıkmıştır. Peki, bu zenginlerimiz, Fâkirlerin hâkları olan, Zekâtları, infâkları verdiler mi, yoksa gösteriş olsun, şeytâni arzularına uyarak Siyonun Ehl-i Sâlîp’inin HAYDUTLAŞMASI ve zenginleşmesi İÇİN ONLARIN İSTEDİKLERİ YERLERE Mİ VERDİLER?

Bu tutum ve davranışlarınız nedeniyle, Müslümân fâkirler, açlıktan, yokluk, yoksulluk, yoksunluktan sefâlet içinde yaşamaya çalışıyor, hayatlarını kaybediyorlar, sen zenginleştikçe HAYDUT DEVLETLERİ senden daha zengin ediyorsun ama DİN KARDEŞLERİN OLAN MÜSLÜMÂNLARIN sefâlet içinde kalmalarına rızâ gösteriyorsun. Allah(cc) sana yarım eder mi?

“Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Â’râf Sûresi, 31. Âyet-i Celile)

Yediniz, içtiniz, giydiniz, gezdiniz, şâtâfâtlar içinde hayat sürerek, İsrâfta Pikin pikini yaparak, Yahudi ve Hristiyanları kendinize hayrân bırakmak için birbirilerinizle yarışa girerek, Allah(cc)'ın emrine karşı gelerek Gâdâbını dâ’vet etmediniz mi?

“Ey iman edenler! Allah’ın işaretlerine, haram aya, boyunları bağsız ve bağlı kurbanlıklara, rablerinin büyük lûtuf ve rızâsını dileyerek Beytülharâm’a yönelmiş kimselere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Harâm’a girmenizi engellediler diye bir topluma karşı duyduğunuz kin, sakın aşırı gitmenize sebep olmasın. İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir.” (Mâîde Sûresi, 2. Âyet-i Celile)

Saygısızlık, kin âdâvet, aşırı gitme; hangisini (Allah(CC)’ın yapmayın demesine rağmen yapmadınız? Müslümanlar olarak, Paralarınızla, yalakalığınızla şımarttığınız, HAYDUTLAŞTIRDIĞINIZ Siyonun Ehl-i Sâlîp’inden korktuğunuz kadar, Allah(CC)’tan korkmadınız! Ne Tâkvâda, ne de yardımlaşmadınız, aksine, Siyona, Teröriste, Münâfıka, Fitneye aktardığınız paralar ve desteklerin milyarda birini Müslümânlara yapmayarak, Müslümânlar için Yardımlaşmamakta zirve yaptınız. Allah(cc) sizden hesap sormayacak mı zannettiniz?
“Zinâya yaklaşmayınız!..” (İsrâ Sûresi, 32. Âyet-i Celile)

“Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hâkimlere (idarecilere/hâkimlere) vermeyin.” (Bâkârâ Sûresi, 188. Âyet-i Celile)

“Ey imân edenler! Allah’tan korkun ve gerçekten imân etmiş iseniz faizden kalanı bırakın.” (Bâkârâ Sûresi, 278. Âyet-i Celile)

“Bunu yapmazsanız Allah ve Râsûlü tarafından size bir savaş açıldığını bilin. Eğer tövbe ederseniz, haksızlık etmemek ve haksızlığa uğramamak üzere anaparanız sizindir.” (Bâkârâ Sûresi, 279. Âyet-i Celile)

“Nâmuslu kadınlara zinâ isnâdında bulunup, sonra (ispat için) dört şâhit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şâhitliğini hiçbir zaman kâbûl etmeyin. Onlar tamamen günâhkârdırlar.” (Nûr Sûresi, 4. Âyet-i Celile)

Tüm bunlara rağmen, Biz Müslümanlar, Allah(cc)’ın emir ve yasaklarını, adetâ, yok sayarak/savsaklayarak, sanki unutturulmak istercesine, faiz, içki, kûl hâkkı, yalan, zina gibi HARAM ve YASAKLARI, sanki helâlmiş(!) gibi Müslümânlar arasında da yaygınlaştırıp kabûl edilmesi için çabalar içinde olmadınız mı?

“Topunuz bir olan Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, birbirinizden ayrılmayın ve Allah’ın üzerinizdeki ni'metini düşünün, sizler birbirinize düşmanlar iken o sizin kalplerinizin arasında ülfet husule getirip yanaştırdı da ni'meti sayesinde uyanıp kardeş oldunuz, hem sizler ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da o tuttu sizi ondan kurtardı, şimdi böyle size âyetlerini beyân ediyor ki Allah'a doğru gidebilesiniz.” (Âl’î Îmrân Sûresi, 103. Âyet-i Celile)

Bu kadar açık çağrıya rağmen, Siyonun Ehl-i Sâlîp’inin ayrıştırma çaba ve telkinlerini, Allah(CC)’ın emrinin önünde/üstünde tutarak, birleşmek bir yana, kardeşi kardeşe kırdırmaya, ayrıştırmaya, silahlı teröristler eliyle veya bizzat ellerinizin altındakileri, hâkimliğinizi kullanarak, vatandaşlarınızı/din kardeşlerinizi öldürttürmeye başladınız. Ayrılıkları teşvik edercesine, fırkalara ayrışarak düşmanlaşmaya, bir birinizi yok etmeye, biriniz yek diğerinize üstünlük sağlamaya kalkışarak, Ehl-i Sâlîp’in kendi yapmak istediğini sizler eliyle/mârifetinizle kardeş kardeşi yemeye başlamadınız mı? …

İbâdetlerimizde, cehdimizde, irşâd vazifemizde gayretleri terk etmedik mi? Üretmek yerine, tüketmeye, hazıra konmaya, kolaycılığa yönelmedik mi?

Siyonun Ehl-i Sâlîp’inin sevdiklerini sevip, yerdiklerini yermeye başlamadık mı?
Allah(CC)’tan başkasına Kûl/köle olmayacağımıza, Gâlû Belâ’da Râbbimize söz vermedik mi, verdik amma biz yinede hem dünyaya hem de dünyalıklara ve Allah(cc)’a âsî olanların istek ve ârzûları ile şeytâni tâlepleri önümüze seren nefsâni isteklerimizin kûlu/kölesi olmadık mı?

Daha, biz Müslümânlardan sâdr olan neler neler var?

Buraya yazabilecek kadar ben, okuyacak kadar sizler sâbırlı değiliz!

Peki, içinde bulunduğumuz, Güncel olan Corona Virüsü üzerinden almamız gereken, yapmamız lâzım yâni, biz Müslümânlara düşen görev nedir?

Tefekkür, Tedebbür ederek özümüze dönmek. Anlaşılır ifâde ile Fabrika ayarlarımıza dönmek!

İdrâk edeceğiz, âkl edeceğiz, Düşüneceğiz, biz kimiz, neyiz, nereden, ne için nereye geldik, kime KÛL olmak için geldik?

En doğrusunu Allah(cc) bize Kur’ân-ı Âzimûşşân’da, kendimiz îslâh etmemiz için ne yapmamız gerektiğini beyân ediyor:

“Ey imân edenler! Sizler kendinizi/nefsinizi düzeltmeğe bakın, siz doğru gittikten sonra öte taraftan sapanlar size bir ziyan dokunduramaz, hepinizin varacağı, nihâyet, Allah’adır, Yaptıklarınızı size O haber verecektir.” (Mâide Sûresi, 105. Âyet-i Celile) Sâdakâllahû'l-Âzîm (Âzîm olan Allah doğru söyledi) Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum