Reklamı Geç
Yaşar ÖZTÜRK

Yaşar ÖZTÜRK


Serinhisar'dan Portreler; ŞEVKET ÇOBAN

19 Ekim 2020 - 10:50

ŞEVKET AĞA
(Kızılhisar, 1953 Doğumlu)

Serinhisar Manav ve Pazarcılar Odasının Şevket Ağası… Prensiplerinden taviz vermeyen, inandığı değerler uğruna dik duran, eğilmez bükülmez bir adam. İnatçı ve ısrarcı bir yapısı vardır. Her şeyden öteye, o dürüst bir esnaftır. Kızılhisar, 1953 doğumludur. Babası Çobanlar sülalesinden Hacı Hüseyin’in oğlu İbrahim, annesi yine Çobanlar sülaleden Huriye hanımdır. Anneannesi Nesibe Çoban yoluyla, soy kütüğü Ağalar sülalesine dayanır. Annesini küçük yaştayken kaybetmiştir. Babasının ilk evlilikten olan üçüncü çocuğudur: Hüseyin, Osman, Şevket. İkinci evlilikten beş kardeşi daha vardır: Asiye, Ramazan, Fatma Hanım, Mevlit, Sevil. Çocukluğu, babaannesi Fatmana ninenin yanında geçmiştir.

Şevket Çoban, çocuk denecek yaşta kendini manavlık mesleğinin içinde bulur. Ömrü manavlık ile geçmiştir. Askerlik dönüşü evlenir, eşi  Bakkallar sülalesindendir. İki kız, bir erkek çocuk babasıdır. Bugün 67 yaşında bir emeklidir.  

Şevket Çoban, otuz yıl Serinhisar Manav ve Pazarcılar Odası başkanlığı yaptı. Kendisiyle Manav ve Pazarcılar Odasının dününü ve bugününü konuştuk. Bize 1970’li ve 1980’li yıllardan ilginç olaylar nakletti. Anlatırken bazen hiddetlendi, bazen gülümsedi bazen de maziye dalıp gitti.

Kızılhisar Manavlar Derneği 1972 yılında Hasan Hüseyin Dokuz (merhum), Kâzım Kent (merhum), Fehmi Öztürk’ün öncülüğünde kurulmuştur. İlk dernek başkanı Gümüşler’in Kâzım Ket’tir. Kuruluşundan itibaren Manavlar Derneğinin çok aktif olduğu söylenemez. 1978 yılına gelindiğinde Şevket Çoban, gıyaben Manavlar Derneği başkanlığına seçilir. Derneğin ihtiyacını karşılayacak maddi gelirleri olmadığı gibi, doğru dürüst bir dernek lokali bile yoktur.  İhtiyaçlar, esnaf tarafından imece usulüyle karşılanmaktadır. 

Bu yıllarda BAĞ-KUR kayıtları başlar. Kızılhisar Manavlar Derneği, hemşehrimiz rahmetli Ahmet Kurt vasıtasıyla BAĞ-KUR ile temasa geçer ve esnafın BAĞ-KUR kayıtlarının yapılmasına ön ayak olur. Şevket Çoban: “Esnaf, o yıllarda rahatlıkla primlerini ödeyebiliyordu. Biz, çok sayıda esnafın sosyal güvenlik sistemine dâhil olmasını sağladık. Bunu gönül rahatlığı ile söylüyorum.” diyor. 

İki yıl sonra,  12 Eylül 1980 askerî darbesi olur. Sıkıyönetim, diğer sivil toplum kuruluşları gibi Kızılhisar Manavlar Derneğini de kapatır. Jandarma derneği mühürler, yöneticiler karakola ifadeye çağrılır. Şevket Çoban o günleri şöyle anlatıyor: ”Gayri resmî olarak dernek faaliyetini sürdürüyorduk. 12 Eylül’ün o zor günleriydi.  Zengin Hüseyin (Çoban), Halk Bankasından kredi alacakmış. Esnaf sicil belgesi lazım olmuş.

Fakat bizim dernek mühürlü olduğu için bu belgeyi veremiyoruz. Halk Bankası Banka Müdürü Metin Bey bu belgeyi vermem izin ricada bulundu. Ben de Karakol Komutanı Ahmet başçavuşa (sarhoş başçavuş) söyle,  derneği açsınlar, mührü oradan alalım, ben de belgeyi vereyim, dedim. Tabii iş bu aşamaya gelinceye kadar karakolda işittiğimiz hakaret, yediğimiz dayak cabası… Bunun üzerine, Bursalı bir çavuş vardı, iyi bir çocuktu, beni çağırdı. Derneğin arka taraftaki pencerenin demir korkuluklarını açtık, mührü içeriden çıkardık. Bu şartlarda belgeyi imzalayıp vermek zorunda kalmıştım.”



Şevket Çoban’a Kızılhisarlı manavların 12 Eylül döneminde Yeşilyuva pazarını protesto etmelerini soruyorum. 40 yıl öncesinin olaylarına dalıp gidiyor ve başlıyor samimiyetle anlatmaya: “12 Eylül Dönemi’nde herkes gibi biz de zorluklar çektik. Belediye başkanları askerî yönetimin atadığı adamlardı. Yeşilyuva (Gaysar) belediye başkanı bir başçavuştu. “Fiyatlar benim belirlediğim şekilde olacak.” diyordu. Biz de olmaz dedik. Malın kaça alındığını bilmez, maliyetini bilmez, nakliyenin kaç para olduğunu bilmez, algıdan vergiden haberi yok; adam fiyatları ben belirleyeceğim diyor. Biz de kesinlikle olmaz dedik. Esnafa ‘toplayın tezgâhlarınızı gidiyoruz’ dedik, Yeşilyuva pazarını terk ettik ve Karahöyük’e geldik. Üç ay Yeşilyuva pazarına gitmedik. Jandarma protesto eden esnafın isimlerini ve adreslerini tespit etmeye başladı. Herkes hayali isim ve adresler verdi. Kızılhisar Jandarma Komutanı Ahmet başçavuş (sarhoş Ahmet),  bu isimlerin kim olduklarını bana soruyordu. Ben de, bizde bu isimde bir esnaf yok. Üstelik Kızılhisar’da böyle bir mahalle, böyle bir sokak da yok, diyordum. 



Her hafta, Yeşilyuva’nın Yatağan ve Karahöyük tarafındaki giriş ve çıkışlarını denetlemeye başladık. Protestoyu kırmak isteyen ve kaçak pazara giden bir kaç kişiyi kendi içimizde terbiye ettik. Ne de olsa, biz Ahilik teşkilatından gelen bir kuruluşuz. Gazeteci Kolombo (İsmail Hakkı Baltacıoğlu) bizi tehdit etti, aleyhimize yayınlar yaptı. Sonraki günlerde, Yeşilyuva’nın dört mahalle muhtarı ile Kızılhisar Belediye başkanı Nevzat Şişman’ın odasında toplantı yaptık, meseleleri görüştük, konuştuk ve sonunda anlaştık.



Anlaşmadan sonra Kızılhisar esnafı Yeşilyuva pazarına gitmeye başladı. Bu protesto yüzünden, dönemin Yeşilyuva belediye başkanını görevden aldılar.  O yıllarda esnaf arasında birlik beraberlik ve çok güçlü bir esnaf dayanışması vardı. İnsanların birbirine olan saygı ve hürmeti en üst noktadaydı.”

1983‘ten itibaren Türkiye’de Özal’lı yıllar başladı. Türkiye’nin dipçik korkusundan “piyasa ekonomisi”ne doğru evrildiği yıllardır. Yollar, köprüler yapmaya başlayan Özal iktidarı, kayıt dışılığı önlemek adına,  Esnaf Sicil Yasası’nı çıkardı. Her esnaf maliyeye kaydolmak için, öncelikle esnaf kuruluşlarına üye olmak ve bir sicil numarası almak zorundaydı. Esnafa verilen sicil numaraları Sicil Gazetesi’nde yayımlanıyordu. Artık esnaf dernekleri, esnaf meslek odalarına dönüşmeye başlamıştı. 



Şevket Çoban’ı bu dönemde Ana Vatan Partisi’nde görüyoruz. O, hararetli bir Özal savunucusu ve parti üyesidir. Fakat Serinhisar Manav ve Pazarcılar Odası başkanlığını sürdürdüğü için belediye meclis üyeliği gibi aktif siyasî görevleri kabul etmemiştir. 

O dönemi Şevket Çoban’dan dinleyelim: “Özal zamanında Esnaf Sicil Yasası çıktı. Sicil Gazetesi’nde yayımlanmaya başladı. Denizli Esnaf Sarayı’nda uzun kuyruklar vardı. Biz şahsî dostluklarımızla üyelerimizin işlerini çarçabuk görüyorduk. BAĞ-KUR’da olsun, esnaf sicilde olsun, vatandaşımızın işini hızlı şekilde görüyorduk. Bunun karşılığında herhangi bir ücret almıyorduk. Hatta o dönemde, ben BAĞ-KUR’a girdiğim zaman, “5. Müdür geldi” diyorlardı. Çok sayıda kişiyi odaya üye yaptım. Bugün o kişiler emekli oldular, BAĞ-KUR’un sosyal güvenliğinden yararlanıyorlar.”



Şevket Çoban sözlerini şöyle devam ettiriyor: “Özal Dönemi’nde, eczanelerin Türkiye genelinde ilaç boykotu vardı. Serinhisar’daki eczaneler vatandaşa ilacını veriyor; fakat parasını ödemenin yapıldığı günün etiket fiyatından alıyorlardı. Dolayısıyla vatandaş büyük bir mağduriyet yaşıyordu. Biz bu problemin çözümüne katkı sağlamıştık. Rahmetli Ecz. Asım Tarhan’ın Türkiye Eczacılar Birliği’nin ilaç boykotunu kırarak BAĞ_KUR ile bireysel sözleşme imzalamasına vesile olduk. Denizli Eczacılar Odası’nın baskılarını Ecz. Asım Tarhan ile birlikte göğüslemiştik. Bu hizmetten sadece Serinhisar değil, Yatağan, Yeşilyuva, Acıpayam ve köylerindeki vatandaşlar da istifade ettiler. Ayrıca vatandaşın devletten fatura karşılığı alacağı ilaç bedellerinin ödemesini öncelikli olarak Serinhisar’dan başlatmıştık. Bazıları rahmetli oldu, o dönemin kurum müdürleriyle olan özel dostluğumuz sayesinde, bu tür hizmetleri sağlayabiliyorduk. Tabii dönemin siyasî gücünü de inkâr etmek lazım.

Esnafımızın başına bir kaza veya bela gelse, biz Serinhisar Manav ve Pazarcılar Odası olarak iyi bir dayanışma örneği gösteriyorduk. Sağlık yardımından tutun da evi yanan bir esnafın kereste ihtiyacına kadar birçok şeyi karşılamaya çalışıyorduk.”



Şevket Çoban’nın anlattığı ve bizim buraya alamadığımız daha birçok şey var. Otuz sene Manav ve Pazarcılar Odası başkanlığı yapmış bir şahsın anlatacakları elbette ki bu kadarla sınırlı değil. Zaman çok çabuk akıp geçmiş ve Şevket Çoban, 2008 yılında Manav ve Pazarcılar Odasını genç halefi Ali Özcan’a bırakarak bu işlerden çekilmiştir. 

Onun hayatından birkaç hususu özetleyerek bitirelim:

Türkiye Sebzeciler Meyveciler ve Seyyar Pazarcılar Federasyonu’nun kurucu üyelerindendir.

Serinhisar İlçe Vergi Tespit Komisyonu üyeliği

Serinhisar İlçe Milli Eğitim Vakfı kurucu üyeliği

Serinhisar Ağalar Camii dernek başkanlığı. 

Denizli Esnaf Birliği Komisyon üyeliği

Ak Parti üyesi. 
Halk arasındaki lakabı “Şevket Ağa”dır.

O, çocukluğumun delikanlısı ve Serinhisar Manav ve Pazarcılar Odasının “Şevket Ağası”dır. Bu topluma hizmet eden herkesi saygıyla selamlıyorum. Sağlık, huzur ve esenlik dileklerimle.
                                                                                                    


----------------------------------
BİLGİ ALINAN KAYNAK KİŞİ: Şevket Çoban (kendisi), İbrahim oğlu, Kızılhisar 1953 doğumlu, emekli; 20 Temmuz 2017 tarihinde not alma usulüyle Serinhisar’da görüşüldü.

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Tuncer Baykara
    1 ay önce
    Teşekkürler verdiginiz bilgiler için, devam edin ve i*** da edin.