Av. Hasan KURŞUNCU

Av. Hasan KURŞUNCU

Milli Niyet

12 EYLÜL NEDİR?  ABD YÖNÜ

07 Haziran 2020 - 12:54

2. Dünya savaşı bittiğinde avrupa ve Japonya her yönüyle tam anlamıyla yıkılmış ve yanmıştı. Buna karşılık ABD muazzam bir güç haline gelmişti. Ülkesi yıkılmamış savaşın iticiliği ile sanayisi teknolojisi çalışma şuuru muazzam bir atlama ve ilerleme kaydetmişti. Bu imkanlarla Dünyaya hükmedebilir hatta Dünya devletini bile kurabilirdi. Dünya devleti kurmayı sosyolojik ve psikolojik şartların oluşması için erteledi.

Dünyaya hükmetmeyi seçti. Yalnız artık kendi yarattığı bir dev daha vardı Sovyetler birliğini engel olarak görünüyordu.

Çünkü Sovyetler birliğide Dünyayı istiyordu. Aslında Sovyetler birliği ile savaşıp sovyetler birliğini bertaraf edebilirdi. Savaş içinde geçerli sebebler oluşmuştu. Sebeb için sadece doğu berlin bile yeterdi. Sovyetleri değerlendirmede yanıldılar, gereken önemi vermediler. Kominist blokun koreye saldırmasıylada yanıldıkları kesinleşti.

ABD nin hedefine ulaşmak için hedef kitlesi Devlet başkanları, kırallar diktatörler askeri ve sivil bürokrasi iş adamları sermaye idi. Bunları eline alabildiği takdirde Dünyaya hükmedebilirdi. Nitekim bunu büyük ölçüde başardı.

Stalini savaştan biliyorlardı. Savaş sonundada niyet ve hedefini anlamışlardı. Yalnız kuş kafesten uçmuştu. Ansızın tehlike kapıya dayanmıştı. Alelacele 1949 un 4 Nisanında Natoyu kurdular. Sözde Nato Almanya için kurulmuştu. Halbuki ortada Almanya yoktu.

Kore savaşı ile işin vahameti anlaşılmıştı. Ülkeleri kendine bağlıyor, hükümetleri indirip çıkarıyordu.Ancak bu sovyet propagandası ile ters tepiyordu. Elindeki ülkeler birer birer gidiyordu. Vietnam gibi Küba gibi ülkelerde savaşa bile giriyordu. ABD nin en sevilen başkanlarından olan Kennedyinin Küba krizi başını yemişti. Koministler kendi içinde bile cirit atıyordu.

Kominizm tehlikesine ısrarla dikkat çeken Maccarti kendi ülkesinde basın yayın vasıtasıyla linç ediliyordu. Kelimenin tam anlamıyla ABD ve temsil ettiği kapitalizm köşeye sıkışmıştı. ABD nin hükmü altına aldığı ülkelerde üretim ekonomisini bitirmeside çok dikkat çekici hale gelmiş tepkiler oluşmuştu. Vietnamda yenilmişti. Artık neredeyse kurbanlık koyun olmuştu.

Avrupayı profesyonel ihtilalcilerin önderliğinde öğrenci, işçi ve işsiz kitleleri tarafından neredeyse kominizim fethediyordu.

Bu arada iki kişi ortaya çıktı.
General Degol ve Türkeş.
Degol Avrupayı kurtardı.

Türkeşte Sovyet gerillarının Türkiyeyi koministleştirip Sovyetlerin davet üzerine gelmesini önledi. Bunun önemi Anadoluya yerleşen Sovyetlerin Dünyanın Merkezini ele geçirmesiydi. Dünyanın Merkezini ele geçiren sovyetleri durduracak bir güç olamazdı.

Burada gladyoya da değinmek gerekir. Bazıları Türkeş bey ülkücüleri gladyo ile ilişkillendirir. Ben duymadım ve zannetmiyorum. Çünkü Türkeş beyin ifadesi ile ABD resmi antlaşmalarla kanuni olarak faaliyet gösteriyor devletin gerek gördüğü yerlerine gelip oturuyordu. Gizli saklı bir örgüte ihtiyaç yoktu. Hükümet istenileni yapıyordu.

Tamda bu aralarda Sovyetlerde güç zehirlenmesi başladı. Her şey tozpenbe idi. Her şeyi silah ve devşirme gerillalarla halledebileceklerini zannediyorlardı. Ekonomiye hiç önem verilmiyordu. Ekonomi hantal verimsiz teknolojiden uzak böyle bir uğraşı kaldırabilecek durumda değildi.

Bu arada Macaristanın ve Çekoslovakyanın eziilmesi. Sovyetler birliğinden batıya insanların kaçması ve anlattıkları, kafalarda soru işaretleri oluşturuyordu. Batıdan doğuya ajanlar dışında isanlar neden kaçmıyordu? Kominist olupta Sovyetlere gidenler neden geri geliyor dilleri tutuluyordu.

İşte bu durumda Sovyetler birinci büyük hatalarını yaptılar. Afganistanı işgal ettiler. Halbuki Afganistan stratejik olarak en son düşünülecek bir yerdi. 30 000 asker kaybı binlerce tank, yüzlerce uçak ve çökmüş bir ekonomi ile geri çekildiler.

Bu arada ABD basının ve propagandanın değerini anlamıştı. Karşı propandaya başlamışlar epeyde etkili oluyordu.

ABD Sovyetlerin yumuşak karnının ekonomi olduğunu anlamıştı. Sovyet ekonomisini iyice çıkmaza sokmak için Yıldız savaşları projesini gündeme getirmişlerdi. Uzayı lazerli uydularla donatacaklarını bu uydular vasıtasıyla Düşmanlarını vuracaklarını ileri sürmüşlerdi. Öyle güzzel propaganda yapıp ballandıra ballandıra anlatıyorlardıki Sovyetler bu masala inanıp balıklama atladılar. Sovyetlerin kalan son ekonomik canıda alınmıştı. Sovyetler artık felçti. Büyük iç savaşlara ayaklanmalara kaoslara gebeydi.

Bence tarihin en önemli kişilerinden olan Mihail Gorboçav Sovyetleri feda edip Rusyayı kurtarmıştı.
Dünya artık sakindi.
Kapitalizm kazanmış.
Kominizm kaybetmişti.
Artık ABD Dünyanın efendisiydi.
Acaba öylemiydi?
Geçmişte Dünya kimseye teslim olmamıştı şimdi olacakmıydı?
Ömrümüz varsa göreceğiz.
Devam edecek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum