Metin ALKAN

Metin ALKAN


İSLAMDA DÜNYA MALI=KARZ-I HASEN

08 Ocak 2021 - 04:33

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

"Her ümmetin bir fitnesi/imtihanı vardır. Benim ümmetimin fitnesi/imtihanı ise dünya malıdır" (1)
Dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan ibaret olduğu gibi, dünyalık mal da, bu oyun ve oyalanmanın bir parçası ve imtihanın bir ayağıdır. Birçok ayet ve hadiste, dünya ve dünyalığın kınandığına şahit olurken; yine birçok ayet ve hadiste de, yetime, yolda kalmışa, komşuya, akrabaya vs. yardımın, onların ihtiyaçlarını karşılamanın faziletinden bahsedilmektedir.

Bundan anlaşılmaktadır ki; dünya ve dünyalığı bir rahmet ya da bir felaket kılacak olan, onu nasıl ve nerede kullandığımızdır. Zaten bunların "imtihan" olarak tavsif edilmeleri de, bunu göstermektedir. Zira; imtihanı kazanmak da vardır, kaybetmek de..
Bu imtihanı kazanmak için, Rabbimiz birçok vesileler halk etmiş ve birçok tavsiyelerde bulunmuştur. İşte bu tavsiye ve vesilelerden biri "Karz-ı Hasen"dir

Karz-ı Hasen Nedir?

Karz-ı hasen, kelime anlamı olarak, güzel ödünç demektir. Karz, geri almak üzere verilen demektir. Karz-ı hasen ise; "hiçbir maddi çıkar düşüncesi gözetmeksizin, sırf Allah'ın (cc) rızasını kazanmak ve din kardeşinin sıkıntısını gidermek amacıyla borç vermeye denir(2)Bu güzel amel bir çok ayette övülmüş ve bu amelle âmil olanlar türlü mükafatlar ile müjdelenmişlerdir (3)

Karz-ı Hasen'in Vasıfları

İmam İbnu'l Cevzî (rh.a), karz-ı haseni 6 sıfatla vasıflandırır. Birincisi; Allah(cc)için ihlâslı yapılan.. İkincisi; gönül hoşluğu ile verilen.. Üçüncüsü; helal olan.. Dördüncüsü; sevabı Allah'tan umulan.. Beşincisi; ardından eziyet edilip başa kakılmayan.. Altıncısı; en iyi mallardan verilen..(4)

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır (rh.a) ise, bunlara dört tane daha ekleyerek, karz-ı hasene, on sıfatı cami' eyler (5)

Karz-ı Hasen'in Şartları

Karz akdinin sıhhatli olabilmesi için, tarafların akıllı ve mümeyyiz olması, piyasada misli olan malın bulunması, karz muamelesi esnasında herhangi bir menfaatin şart koşulmaması gereklidir (6)

Karz Muamelesi Nelerde Yapılır?

Nakit para, altın, gümüş, arpa, buğday, yağ, bal, yumurta ve ceviz gibi tartılabilir, ölçülebilir ve piyasada benzeri bulunabilir şeyler arasında karz muamelesi yapılabilir (7)

Karz-ı Hasen mi, Sadaka mı Efdaldir ?

Allah (cc) Rasulü (sas) şöyle buyurmaktadır:

"Bir malı/parayı borç/ödünç vermek, onu sadaka olarak vermekten hayırlıdır." (8)
Karz-ı hasen sadakadan efdaldir. Zira sadaka muhatabı incitebilir. Ancak ödünç vermek, onun geri dönüşü olduğu için, incitmez. Ödünç veren (mukriz), ödünç alanı (mustakriz) zorlamayıp ödemesini kolaylaştırdığı oranda fazileti de katlanacaktır şüphesiz. Rasulullah (sas) şöyle buyurmaktadır:

"Borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet veren veya borcunun bir kısmını bağışlayan kimseyi yüce Allah Cehennem ateşinden korur." (9)

Ancak; mukriz istediği anda mustakrizin borcunu ödemesi de gerekliliktir. (10)

Ve yine, sadaka isteyen bunu ihtiyacı olmadan dilenebilir; ancak ödünç isteyen, sadece ihtiyacı olduğundan dolayı bunu ister. (11)

Karz-ı Hasen'in Fazileti

Bir çok belayı def eden ve bilhassa Rasulullah (sas) tarafından muhtelif hadislerde -şiddetle- emir ve tavsiye edilen sadakadan daha faziletli olan "karz-ı hasen"e, günümüz İslam fertleri, maalesef gerekli ihtimamı göstermemekte ve imtihanı kazanmak için sunulan bu "kopya"yı değerlendirememektedirler. Şeytanın; "sen zekâtını veriyorsun; artık yapman gereken bir şey yok" sesine kulak vererek, zamanla daha da onun adımlarına uyup, nihayetinde fakirlikten korkar hale gelebilmekte ve şeytanın ordusundaki yerlerini alabilmektedirler. Bilmezler ki; "elindekini iyi kullanan, hiç muhtaç olup fakirleşmez!" (12)
Karz-ı hasenin faziletine dair onlarca rivayetten -birbirlerine bağlı olan- birer ayet ve hadisi aktarıp sözlerimizi bağlayacağız.

Rasulullah'a (s.a.s.); "Nuh'dan (a.s.) ümmetine kadar olan ümmetler içerisinde, kendi ümmetini nasıl tanıyacaksın?" sorusu sorulmuş ve şu cevabı vermiştir:

"Onları abdestin tesiriyle yüzlerinin parlamasından tanırım. Bu parlaklık onlardan başka hiç bir millette yoktur. Kitablarının sağ taraflarından verilmesiyle de tanırım. Onları yüzlerinin görünüşünden de tanırım. Onları önlerinde ve arkalarında koşan nûrlarıyla da tanırım." (13)
Allah (c.c.), hidayet kaynağı Kur'an'da mealen şöyle buyurmaktadır:

"Hani Allah'a güzel bir borç verecek kimse ki, Allah onu ona katlayıversin?! Hem onun için çok hoş bir mükâfat da vardır! O gün mümin erkeklerle, mümin kadınları önlerinden ve sağ taraflarından nurları koşarken göreceksin: "Bu gün müjdeniz altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. İçlerinde ebedi olarak kalacaksınız" (denir). İşte büyük kurtuluş budur!" (14)
Ayette zikredilen "nur"dan kastın, iman ve hidayet olduğu görüşü, tercih edilen görüştür.

Bununla birlikte, karz-ı hasende bulunan mü'minlerin iman ve hidayetle müjdelendikleri ve önceki hadis-i şerifle düşündüğümüzde de, karz-ı hasende bulunanların, kıyamet günü Rasulullah (s.a.s.) tarafından tanınacakları sonucuna ulaşabilmekteyiz.

Bir Değerlendirme...

Beşerî sistemlerin çarkında ezilen Müslümanlar, gün be gün ağırlaşan ekonomik şartları da dikkate alarak, "karz-ı hasen" kültürünü canlı tutmaya çalışmalıdırlar.

Kardeşin kardeşe, akrabanın akrabaya sırt dönebildiği böylesi fitne ortamının en çetin fitnesi/imtihanı, sıla-i rahime gösterilen hassasiyet ölçüsüdür şüphesiz.

Kimileri; sıla-i rahim ve akrabaya yardımın faziletini bildikleri halde buna yanaşmazlar. Oysa bunu yapabilseler; sıla-i rahim, sadaka ve nefs ile mücadele sevaplarını kazanacaklar. Bu kimseleri, bu sevaplardan mahrum eden, hiç şüphe yok ki şeytandır. Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır:

"Yoksul kişiye sadaka vermekte sadece sadaka sevâbı vardır, akrabaya tasaddukta bulunmanın ise iki sevâbı vardır. Sadaka sevâbı ve akrabalık bağlarını kuvvetlendirme sevâbı." (15)

Kimileri de; ihtiyaç sahibi akrabaları olduğu ve hac farizasını da eda ettikleri halde, tekrar tekrar umre ve hacca giderler de, akrabalarının halini ve hakkını gözetmezler. İşte bu gibilerin maksadı da riya, insanların övgüsünü kazanmak ve seyahatten başkası değildir. (16)Bu şekilde, bunlar da şeytanın adımlarına uyar ve safında yerlerini alırlar.
Ve Son Söz...

"Karz-ı hasen"; Müslümanları faize bulaşmaktan alıkoyar ve sosyal yardımlaşma sayesinde ülfet ve muhabbeti artırarak Müslümanları cem edip, Vahdet'e kapı aralar. Bugün, Müslümanlar için en büyük zenginlik bu değil mi zaten? Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.

Dipnotlar:

1- Tirmizî, Zühd, 26(2336); Birgivî, Tarikat-ı Muhammediyye, 226
2- Şamil İslam Ansiklopedisi, 4/275
3- Bakara/245; Maide/12; Hadîd/11-18; Teğabun/17
4- Bkz: İbn Cevzî, Zadu'l-Mesîr fî İlmi't-Tefsîr, 1/286
5- Bkz: M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, 7/386
6- Bkz: Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet, 2/474; Şamil İslam Ansiklopedisi, 4/276; Yusuf Kerimoğlu, Fıkhî Meseleler, 2/269
7- Bkz: Şamil İslam Ansiklopedisi, 4/275
8- Ahmed bin Hanbel, 1/463; Suyutî, Câmiu’s-Sağîr, 2/86; el-Azizî, es-Sirâcu'l-Munîr Şerhu Câmiu's-Sağîr fî Hâdisi'l-Beşîri'n-Nezîr, 3/57; Suyuti, Camiu’s-Sağir ve Tercümesi İzahlı 2000 Hadis, 2/383
9- Buharî, Büyû', 17; Müslim, Zühd, 74; Tirmizî, Büyû', 67; İbn Mâce, Sadakat, 14; Ahmed bin Hanbel, 1/327, 2/359
10- Bkz: Ömer Nasuhi Bilmen, Hukûk-i İslamiyye Kamusu, 6/94-104; Şamil İslam Ansiklopedisi, 4/276
11- İbn Mace'nin Sünen'inde ve Suyutî'nin Cami'sinde yer alan rivayette, Rasulullah(s.a.s.) Cebrail'e(a.s.) "Borç vermenin sadakadan üstün olmasının hikmeti nedir?" diye sorması üzerine, Cebrail(as) Rasulullah'a(s.a.s.) bu cevabı vermiştir. el-Heysemî Mecmau'z-Zevâid'de, bu hadisin senedinin zayıflığını, Ahmed, İbn Main, Ebu Davûd, Ebu Zur'a, Darekutnî ve başkalarının ifâde ettiğini belirtmiştir; ancak "fezâil"le alakalı meselelerde, zayıf hadisle amel edilebilir ve "zayıflığı belirtilerek" rivayeti de caizdir. Hadis için, bkz: İbn Mâce, Sadakat, 19(2431); Suyuti, Camiu’s-Sağir Ve Tercümesi İzahlı 2000 Hadis, 2/384
12- Hasan el-Basrî'nin(rh.a.) sözü. bkz: Abdullah b. Mübarek, Kitabu'z-Zuhd ve'r-Rekaik, 135
13- İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, 17/7743; M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, 7/387
14- el-Hadîd/11-12 (Elmalılı Sadeleştirilmiş Meali)
15- İbn Mâce, Zekat, 24; Nesâî, Zekat, 82; Tirmizi, Zekat, 26; Suyuti, Camiu’s-Sağir Ve Tercümesi İzahlı 2000 Hadis, 2/384
16- Birisi Bişr-i Hâfî'ye; "Hac için 2000 dirhem hazırladım" der. Bişr; "Daha önce haccettin mi?" diye sorar. O; "Evet" deyince, Bişr; "O halde hacca gitme, bir borçlunun borcunu öde" der. O kişinin; "Nefsim sadece hacca gitmek istiyor" demesi üzerine Bişr-i Hâfî şu cevabı verir: "Senin kastın gidip gelmek (seyahat etmek) ve hakkında 'filan hacca gitti' dedirtmektir." [İbn Cevzî, Telbis-i İblis, 485]

YORUMLAR

  • 0 Yorum