HABER MERKEZİ
Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selma Tekin, hastalığın dünyada Alzheimer’dan sonra en yaygın görülen ikinci nörodejeneratif bozukluk olduğuna dikkat çekerek, erken teşhisin hastaların yaşam kalitesi üzerindeki hayati etkilerini anlattı. Parkinson'un sadece bir titreme hastalığı olmadığını belirten Tekin, belirtilerin bazen yıllar öncesinden sinyal verdiğini vurguladı.
Beyindeki Dopamin Eksikliği Hareketleri Kısıtlıyor
Hastalığın biyolojik temeline değinen Doç. Dr. Selma Tekin, Parkinson’un beyindeki "substantia nigra" adı verilen bölgede dopamin üreten sinir hücrelerinin kaybıyla ortaya çıktığını ifade etti. Hareketlerin koordinasyonunu sağlayan dopaminin azalmasıyla birlikte vücutta istirahat halinde titreme, kaslarda sertlik ve hareketlerde genel bir yavaşlama gözlemleniyor. Ancak Tekin, hastalığın sadece motor becerilerle sınırlı kalmadığını; koku kaybı, uyku sorunları ve kabızlık gibi belirtilerin motor bulgulardan çok daha önce başlayabileceği konusunda vatandaşları uyardı.
Tedavi ve Takip Yaşam Süresini Uzatıyor
Günümüzde Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi henüz bulunmasa da, mevcut medikal ve cerrahi seçeneklerle belirtiler büyük oranda kontrol altına alınabiliyor. Doç. Dr. Tekin, nörolojik takibin yanı sıra fizik tedavi, konuşma terapisi ve psikolojik desteğin bütüncül bir yaklaşım olarak sunulmasının önemine değindi. Erken safhada uzman bir nöroloğa başvurulmasının, bireylerin bağımsız yaşam sürelerini uzattığını belirten Tekin, toplumun her kesiminin bu semptomlar konusunda bilinçli olması gerektiğini ifade etti.
Haberin devamında, özellikle titreme veya koku kaybı fark eden bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği hatırlatıldı. PAÜ Hastaneleri, uzman kadrosu ve modern tedavi yöntemleriyle Parkinson hastalarına destek vermeye devam ederken, farkındalık çalışmalarının yıl boyunca süreceğini duyurdu.
Yorumlar
Kalan Karakter: