İbrahim İMAMOĞLU

İbrahim İMAMOĞLU

HASBİHAL

KURTLAR SOFRASINDA BİR ÇAKAL (1)

08 Mayıs 2020 - 05:19 - Güncelleme: 08 Mayıs 2020 - 16:09

Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarım ile sohbet ederken; konu dönüp dolaşıp siyasete geldi. Ve benim eskiden yazdığım “hayvanlar üzerinden hikayeler” köşe yazılarıma atıfta bulundular.

Aslında o tür yazıların neden yazıldığını bütün kesimler biliyordu. Ama demek ki bazıları kendileri için yazılanları unutmamış. Unutturmamak içinde bana bir hikaye anlattı.

Anlattığı hikaye, benim çok hoşuma gitti. Umarım sizinde hoşunuza gider.

Yağmur ormanlarının ortasında yaşayan hayvanlar aleminde, Aslan her zaman sakin, Kurt her zaman kendinden emin, Ceylan, Tavşan her zaman korkak ama temkinli yaşarken; Çakal, bu dostluk serüveninde kendisine birkaç kez  imkan verilmesine rağmen bir türlü uslanmıyormuş.

Her seferinde bir mızıklık yapıyor, Ceylan ve Tavşan cinsi hayvanları yemek için fırsatlar kolluyormuş. Sonun da, Ormanlar Kralı Aslan bunu her seferinde engellemekten, affetmekten bıkmış.

Sonunda, bu işe bir son vermek için Çakal ile son kez konuşmaya karar vermiş.

Çağırtmış Çakal’ı huzuruna…. Çakal hem biraz korkak, hem de “belki” umuduyla huzura çıkmış.

-Bak, senin yaptıklarından bıktım. Ormanda huzur bırakmadın. Para ile Ceylanları, Tavşanları kandırıp, onları yemeye kalktın; affettim.

Ormanda huzuru bozan, her zaman kargaşa çıkaran fareleri, yılanları, kaplanları kandırdın, bir ortaklık kurarak üzerime geldin, yenildin; kendisinden başkasına hayrı olmayan ordun dağıldı, seni yine affettim.

Ormanın bekçiliğini verdiğim Kurtları kandırmaya çalıştın, onları bana karşı kışkırttın; seni yine affettim. 

Hatta Kurtlar’ın ay ışığındaki dansına katıldığında onların arasına girerek; onların orada yaptığın konuşmada “Kurt yasasına” ters hareketlerin yüzünden Başkurt tarafından yapılan uyarıları bile anlamadın. Denilen her şeyi ters anladın. Ama yinede bizler sana tahammül ediyoruz.

Çakal, Aslan konuştukça büzülüyor, bulunduğu toprak zeminde kaybolmaya çalışıyormuş.  “Bu aslan kafaya koymuş, beni  öldürecek galiba” diye de, ayakları tetikte, kaçmaya hazır bir şekilde bekliyormuş.

Çakal “Efendim, beni affediniz.” demiş.
Aslan biraz düşündükten sonra ayağa kalkmış. “Bana bak Çakal. Sana son bir fırsat vereceğim. Senin ikide bir başkaldırmanı, muhalefet yapmanı artık istemiyorum. Bu son şansın. İyi değerlendir ve hak ettiğin ödülü kazan.”

Çakal, Aslan’ın bu konuşması üzerine titrediği ayakları üzerinde dikilmiş.

-Sizi mahçup etmeyeceğim Efendim. diyerek, pis pis sırıtmış..

-Madem ki, baş olmayı bu kadar istiyorsun. O zaman, sana Kurtların toparlaması görevini veriyorum.

-Aman efendim, onları ben nasıl toplarım?

-Merak etme, onların da arasında senin gibi Çakallar çok. Kurt postuna bürünmüş Çakallar sana yardım edecektir.

Çakal gözlerini sinsi bir şekilde açmış…

Kendi kendine düşünmeye başlamış, “Ben kurtların başına geçersem, iktidara oynarım. Kendimi onlara kabul ettirdikten sonra da, hepsini sindirir ve emrim altına aldıktan sonra Aslan’ı ortadan kaldırırım” diye planlar kurmuş.. Sonra da görevi kabul etmiş…

Aslan “Tamam. Al bakalım, bu da fermanım.”
Çakal, fermanı alıp, Aslan’ın emrine girmekten gururlu bir şekilde yağmur ormanlarının derinliklerinde kaybolmuş..

Aslan, Çakal’ın gitmesinden sonra oturmuş ve sinsice gülümsemiş.
“Göreceğiz seni Çakal. Kurtlar Sofrasında ne kadar kalacaksın bakalım” diye kükremiş..

devamı gelecek...

YORUMLAR

  • 0 Yorum